|
ZEHİRLİ GUATR- TİROİT BEZİNİN AŞIRI ÇALIŞMASI -HİPERTİROİDİZM
PROF DR METİN ÖZATA
Tiroid bezinin aşırı çalışmasına yani aşırı tiroid hormonu üretmesine tıp dilinde hipertiroidi adı verilir. ‘’Hiper’’ Latince ‘’fazla’’ veya ‘’yüksek’’ manasına gelir. Hipertiroidi hastalığına tıp dilinde ‘’tirotoksikoz ‘’ adı da verilir. Tiroid bezinin aşırı çalışmasına halk arasında ‘’zehirli guatr’’ veya ‘’iç guatr’’ isimleri de verilmektedir. Bu isimlendirmeler maalesef yanlıştır; ne zehirlenme söz konusudur ne de bir iç guatr vardır. Elleriniz titriyor, ağzınız kuruyor ve çok yemek yemenize rağmen kilo veriyorsanız yada çabuk sinirleniyor ve çevrenize bağırıp çağırıyorsanız sizde tiroid bezi fazla çalışıyor olabilir. Şekil 4’de tiroid bezinin fazla çalışması sembolize edilmiştir.
Tiroid bezinde aşırı çalışmaya neden olan hastalıklar şunlardır:
1- Graves hastalığı : TSH reseptör antikorlarının kanda artması nedeniyle oluşan tiroid bezi aşırı çalışmasıdır. Bazı hastalarda gözde büyüme olur. Hipertiroidinin en sık nedenidir. Hipertiroidisi olan hastaların % 60-90’nını Graves hastalığı oluşturur. Bağışıklık sistemindeki bir bozukluktan kaynaklanır.
2- Sıcak nodüllerin fazla hormon salgılaması: Sıcak nodüllerin aşırı tiroid hormon yapıp salgılaması durumunda tiroid hormonları kanda artar ve hipertiroidi hastalığı oluşturur.
3- Tiroid bezinin iltihabi hastalıkları: Tiroid bezinde itihabi hastalıklar olduğunda bezde depo edilmiş halde bulunan tiroid hormonları kana döküldüğünden hormonlar yükselir ve hipertiroidi belirtileri ortaya çıkar.
4- Tiroid hormon ilaçlarının fazla alınması: Levotiroksin ilacının gereğinden fazla alınması kanda tiroid hormonlarını artırır ve hipertiroidi yapar.
5- Bazı ilaçların kullanımı: Cordarone isimli kalp ilacı ve interlökin ilacı kullanan bazı hastalarda tiroid bezi fazla çalışarak hipertiroidi hastalığı oluşturabilir.
6- Aşırı şekilde iyot almak: İyodun fazla alınması nodülü olan hastalarda hipertiroidi yapar.
7- Civa zehirlenmesi : Civanın fazla alınması hipertiroidizm denilen tiroid bezinin aşırı çalışmasına neden olabilir.
Graves Hastalığı
Graves hastalığı bazen gözlerde büyüme yapan tiroid bezinin aşırı çalışması hastalığıdır. Tiroid bezi aşırı çalışması hastalığı olan kişilerin % 60-90’nını yani çoğunluğunu Graves hastalığı oluşturur. Dr. Robert Graves tarafından ilk defa keşfedildiği veya tanımlandığı için bu hastalığa Graves hastalığı adı verilmiştir.
Graves Hastalığı Kimlerde daha sık görülür?
Graves hastalığı hipertiroidinin en sık nedenidir. Her yaşta görülebilirse de, 20-40 yaş arasında en fazla görülür.
Kadınlarda erkeklerden 5-7 kat daha fazla görülürken toplumda görülme sıklığı % 1 kadardır.
Graves Hastalığında ailesel özellik vardır:
Graves hastası bir kişinin ailesinin diğer fertlerinde %15 oranında Graves hastalığı saptanır. Bu nedenle ailesinde Graves hastalığı olan kişiler tiroid tetkikleri yaptırmalıdırlar.
Graves Hastalığı Neden Oluşur?
Graves hastalığı bağışıklık sistemindeki bir bozukluk sonucu oluşur. Nedeni bilinmeyen bir şekilde TSH hormonunun tiroid bezine bağlandığı reseptör adı verilen proteinlere karşı antikor denilen proteinler oluşur. Bu antikorların neden oluştuğu henüz bilinmemektedir. Kanda artan TSH reseptör antikorları aynı TSH hormonu gibi tiroid bezine yapışarak daha fazla çalışmasına ve aşırı miktarda tiroid hormonu yapmasına neden olur. Sonuçta artan tiroid hormonları metabolizmamızı hızlandırarak (çarpıntı, terleme gibi) Graves hastalığı ortaya çıkar.
Kimler Graves hastalığı için risk altındadır?
Graves hastalığına genetik eğilim katkıda bulunmaktadır. Bazı ailelerde bu nedenle Graves hastalığı daha fazla görülür. Ailesinde Graves hastası olan kişiler risk altındadır ve genetik veya kalıtımın hastalığın gelişmesinde en önemli etken olduğu saptanmıştır.
Stres, üzüntü, sigara içmek, fazla iyotlu tuz yemek ve bazı ilaçlar bu hastalığın oluşumuna neden olabilir.
Stresin Graves hastalığı sıklığını artırdığı İkinci Dünya Savaşı sırasında ve Yugoslavya’daki iç savaş sırasında saptanmıştır. İsveç’te yapılan bir araştırmada Graves’li hastaların bir kısmında hastalık ortaya çıkmadan önceki yıl içinde üzücü olaylar yaşadıkları saptanmıştır. Bu hastalardaki sıkıntılı psikolojik durum (anksiyete) tedavi edildiğinde hastalığın nüks oranında azalma olmuştur.
Graves hastalığı daha çok yılın ılık mevsimlerinde ortaya çıkar. Bu mevsimsel özelliğin nedeni tam bilinmemektedir.
Sigara içenlerde göz belirtileri daha şiddetli olduğu gibi, sigara içmeye devam edenlerde göz hastalığı şiddeti artmaktadır.
Allerjik yapısı olanlarda veya allerjik riniti olanlarda Graves hastalığı daha çok görülmektedir.
İyot fazla alımı da hafif seyreden hastalığı şiddetlendirmektedir.
Yeni bir düşünce ise gebelik sırasında bebeğin hücrelerinin annenin kanına karışarak annenin tiroid bezine yerleşmesi ve bunların hastalık yapmasıdır. Bu nedenle de kadınlarda bu hastalığın daha fazla görüldüğü iddia edilmektedir.
Yapılan çalışmalar Graves hastalığının % 79 oranında genetik olarak eğilimli olmak sebebiyle ortaya çıktığını, % 21 hastada ise çevresel faktörler denilen üzüntü, stres, iyot alımı gibi nedenlerle ortaya çıktığını göstermiştir.
Graves hastalığına eğilim yaratan nedenler Tablo- 1’ de verilmiştir.
Tablo-1: Graves Hastalığına Eğilim Yaratan Faktörler
Genetik eğilim (ailede olması)
Stres ve üzücü yaşam olayları
Sigara içmek
Kadınlarda östrojen hormonu
Doğum sonrası dönemde risk artar
Fazla miktarda iyotlu tuz yemek Graves hastalığını ortaya çıkarır
Lityum ilacı kullananlarda ortaya çıkar
Hepatit hastalığı nedeniyle İnterferon ilacı kullanan bazı hastalarda çıkabilir
Allerjik bünyesi olanlarda daha sık oluşur.
Graves Hastalığı Nasıl Başlar?
Hastalığın başlangıcı yavaştır. Genelde haftalar ve aylar içinde yavaş olarak gelişir. Ancak bazı hastalarda hızlı bir başlangıç vardır.
Graves Hastalığında Vücutta Oluşan Belirtiler:
Graves hastalığının sık görülen üç önemli özelliği guatr, kanda tiroid hormonlarında yükseklik ve göz belirtileridir. Tiroid bezinde büyüme, yani guatr sıklıkla vardır ve bez içerisinde nodül pek olmaz, düz bir büyüme vardır. Gözdeki belirtilere tıp dilinde oftalmopati adı verilir. Daha az görülen diğer iki özellik ise bacak cildinde iltihap olması ve parmaklarda çomak parmak denilen parmak uçlarında bombeleşme oluşmasıdır. Bu iki belirti çok nadir görülür (Tablo-2).
Tablo-2: Graves Hastalığında Vücutta Oluşan Değişiklikler (Bulgular)
Guatr (tiroid bezi büyümesi) (sık)
Gözlerde büyüme (Oftalmopati) (sık)
Tiroid hormonlarının kanda yükselmesi ve TSH’nın düşmesi (Her zaman)
Bacak cildinde iltihap (nadir görülür)
Parmaklarda çomaklaşma (nadir görülür)
Graves Hastalarında Görülen Şikayetler:
Hastalığa bağlı şikayetler kişiden kişiye değişir. Her hastada aynı şikayetler olmaz. Şikayetler hastalığın şiddetine, hastalığın süresine, kişinin hastalığa duyarlılığına ve yaşına bağlı olarak değişiklikler gösterir.
Yaşlılarda bazen şikayetler silik seyreder ve başlıca belirtiler yorgunluk ve kilo kaybı olabilir. Buna “maskeli hipertiroidizm” ismi verilir. Yaşlılarda hipertiroidi bazen Alzheimer hastalığını taklit edebilir. Yaşlılarda bazen hastalık anlamsız bakışlar, enerji tükenmesi ve bitkinlik ve demans ile kendini gösterebilir. Graves’li hastalarda bulunan şikayetler Tablo-3’de verilmiştir.
Tablo-3: Hipertiroidili Hastalarda Sık Rastlanan Şikayetler
Guatr
Hareketli olma, huzursuzluk
Çarpıntı (hızlı ve düzensiz kalp atımı olması
Yorgunluk
Güçsüzlük (ağır eşyaları kaldıramaz, merdiven çıkarken zorlanır)
Ellerde titreme
Saç dökülmesi
Sinirlilik, kolay heyecanlanma ve kolay öfkelenme
Canlı bakış, gözlerde büyüme, göz kapağında çekilme
Uykusuzluk, dikkat bozukluğu
Derinin sıcak, nemli ve ince olması
İshal
İştah artışı
Susama
Ağız kuruluğu
Sık idrara çıkma
Kilo kaybı (zayıflama)
Adetlerde azalma veya kesilme
Cinsel istekte azalma, sperm sayısında azalma
Erkeklerde meme büyümesi (jinekomasti)
Kemik erimesi
Kaslarda güçsüzlük
Çabuk yorulma
Graves hastalığı olan genç hastalarda çarpıntı, sinirlilik, aşırı heyecanlanma veya duyarlılık, uyku bozuklukları, cinsel güçte azalma, kolay yorulma, hareketlilik, ishal, aşırı terleme, sıcaktan hoşlanmama, soğuğu tercih etme, ufak bir yürüyüşle hemen yorulma ve nefes darlığı, kilo kaybı, iştah artışı, susama, ağız kuruması, adetlerde azalma, uyku bozukluğu ve bazı psikolojik bozukluklar olabilir.
İştah artışına rağmen kilo kaybı bu hastalığın en önemli belirtilerinden birisidir. Bu hastalık metabolizmayı hızlandırdığından aşırı yemek yenmesine rağmen kilo kaybı olur. Çok nadiren kilo artışı da olabilir.
Çarpıntı veya kalp atım sayısında ve nabız sayısında artış her 100 hastadan 96’sında görülür. İstirahatte iken nabız hızı dakikada 89’tan fazladır.
Saç kılları incedir. Yaygın veya hafif saç dökülmesi görülebilir.
Hastalarda huzursuzluk ve aşırı sinirlilik vardır; ajite haldedirler ve yerinde duramazlar. Bazen birden öfkelenirler. Kalabalık yerlerden hoşlanmazlar. Ufak tefek şeyler için bağırıp, çağırırlar.
Kas güçsüzlüğü bazen çok şiddetli olur ve hasta sandalyeden kalkmakta veya merdiven çıkmada zorluk çeker.
Tırnaklar yumuşaktır ve kırılabilir. Tırnaklarda çekilme özellikle 4. ve 5. parmak tırnaklarında görülür.
Hastaların % 10’nunda bacaklarda, kolda ve diz ekleminde ağrı olabilir. Bu ağrılar bazen kendiğinden düzelebilir.
Cilt ince, ılık ve nemlidir. El ayalarında kırmızılık ve kaşıntı olabilir. Ürtiker denilen cilt allerjisi ve vitiligo (ciltte renksiz veya beyaz alanlar olması) da sıklıkla birlikte bulunur.
Oftalmopati denilen göz belirtileri Graves’li hastaların % 25-30’unda saptanır. Gözlerde öne doğru fırlama vardır. Bazı hastalarda çift görme şikayeti olur. Görmede bozukluk, ışıktan rahatsız olma ve gözde kaşıntı ve yanma meydana gelebilir. Bakışlar canlıdır ve üst göz kapağında gecikme ve tam kapanma olmayabilir. Bazen şaşılık oluşabilir.
Ellerde ince titreme vardır. Bunu daha iyi anlamak için eller uzatılır ve üzerine ufak kağıtlar konur. Kağıtlarda ellerdeki titremeyle paralel titremeler daha belirgin olarak ortaya çıkar. Bazen dilde ve göz kapaklarında da titreme olabilir.
Hipertiroidili hastalarda kemik erimesi (diğer adıyla osteoporoz), kan kalsiyum düzeyinde artma, ve kanda alkalen fosfataz tetkikinde artış görülebilir. Bu hastalarda ayrıca kanda osteokalsin ve SHBG adı verilen proteinlerin düzeyleri artar. Karaciğer testleri denilen SGOT, SGPT ve GGT tetkiklerinde artış olur ve tedaviyle bu artışlar düzelir, fakat bazı hastalarda ilaç tedavisiyle karaciğer tetkikleri gittikçe yükselebilir, o zaman radyoaktif iyot tedavisi yapılması gerekir.
Kadınlarda adet düzeni bozulur; adet sayısında azalma veya kesilme olabilir. Yumurtlamada bozukluk olduğundan gebe kalma şansı azalır. Gebelikle birlikte hipertiroidi olursa düşük doğum ağırlıklı bebek nedeni olduğu gibi ‘’Preeklampsi’’ denen tansiyon yükselmesi ve kusmalarla kendini gösteren bir hastalık da ortaya çıkabilir. Bu nedenle çocuk isteyen kadınların Graves hastalığı tedavisi bittikten sonra gebe kalmaları daha uygundur.
Erkeklerde memelerde büyüme, empotans ve sperm sayısında azalma olabilir.
Şeker hastalarında Graves hastalığı ortaya çıkarsa kan şekerinde yükselmeler oluşur ve bu nedenle kullanılan ilaç dozunu artırmak veya insülin kullanmak gerekebilir.
Metabolizma hızı arttığından kan yağlarında (kolesterol ve trigliserid düzeylerinde ve LDL kolesterol) azalma olur.
Graves Hastalığı İle Birlikte Sık Görülen Hastalıklar:
Bazı hastalıklar Graves hastalığı olan kişilerde daha sık görülür. Bunun nedeni bağışıklık sisteminde bu hastalarda bozukluk olmasındandır. Tip 1 şeker hastalığı, myastenia gravis denen kas hastalığı, hipofiz bezi iltihabı ve kalpte üfürüm yapan mitral kapak gevşekliği bunlardan başlıcalarıdır. Bu hastalıklar aşağıdaki Tablo-4’de verilmiştir.
Teşhis İçin Hangi Tetkikler Yapılır?
Teşhis kolaydır ve bu amaçla kanda TSH, T3 ve T4 hormonlarının ölçümü yapılır. Hipertiroidi varsa TSH normalin altına düşmüştür (genellikle <0.01 U/L), bu arada T3 ve T4 hormonları aşırı derecede yükselmiş olarak bulunur. Gözlerde öne doğru fırlama ve hormonlarda yükseklik varsa Graves hastalığı teşhisi kolayca konur.
Graves’li hastalarda anti-TPO antikorlar hastaların % 90’ında, anti–TG antikorlar ise % 60’ında yüksek olarak bulunur.
TSH reseptör antikor ölçümü her zaman gerekli değildir. Ancak teşhisin şüpheli olduğu durumlarda yapılabilir. Örneğin gebelikte ve tiroid bezinde nodül bulunan Graves hastalarında ölçülmesi hastalık teşhisinde faydalı olur. Nodülü olanlarda bu antikor yüksek olmaz; buna karşılık Graves’te yükselir. Graves’li hastaların % 5-20’sinde TSH reseptör antikorlarının kanda yüksek olmadığını da bilmekte fayda vardır.
Graves hastalığında tiroid bezinde nodül varsa onun sıcak mı yoksa soğuk mu olduğunu değerlendirmek için tiroid sintigrafisi yapılabilir.
Tiroid ultrasonu yapmak bu hastalarda faydalıdır. Bezin büyüklüğü ve nodül olup olmadığı hakkında bilgi sahibi olunur.
Hipertiroidi hastalarında SGOT, SGPT, alkalen fosfataz ve GGT gibi karaciğer enzimlerinde yükseklikler saptanır. Bu enzim yükseklikleri aylar sürebilir. Bu nedenle karaciğer tetkikleri belirli aralıklarla takip edilmelidir. Kolesterol ve trigliserit gibi kan yağlarında azalma saptanır.
Graves hastalarında tam kan sayımı da yapılarak tedavi sırasında takip edilmelidir.
% 20 hastada serum kalsiyum düzeyinde artma, magnezyumda ise azalma olabilir.
Graves Hastalığının Tedavisi
Graves’li hastaların çoğu poliklinik şartlarında yani hastaneye yatmadan tedavi edilir. Hastanın hastaneye yatmasına gerek yoktur. Ancak hipertiroidinin komplikasyonu olarak kalp atım hızının çok arttığı (atrium fibrilasyonu) bir durum, kalp yetmezliği veya psikoz gelişmişse hastaneye yatırmak gerekebilir. Buna doktorunuz karar verir.
Hipertiroidi tedavi edilmezse kalp kasında hastalığa (kardiyomyopati), atrium fibrilasyonu denen kalbin çok hızlı atması durumuna ve kalp yetmezliğine neden olabilir. Herhangi bir enfeksiyon, ishal, şiddetli travma veya ameliyat sırasında bu hastalar tiroid krizine girerler ve bu kriz ölüm riski taşır. Bu nedenle hipertiroidi hastalığının mutlaka tedavi edilmesi gerekir.
Graves hastalarının tedavisinde ilk yapılacak tedavi ilaç tedavisidir. İlaç tedavisine cevap alınamadığı durumlarda radyoaktif iyot tedavisi veya ameliyat yapılır.
Propiltiourasil veya Metimazol İlaçlarını Kullanırken Dikkat Edilecek Hususlar:
• İlaçlar tok karna ve doktorunuzun önerdiği dozda alınmalıdır.
• İlaçlar kesilmemelidir. İlaç kesilirse hastalık tekrar şiddetlenir ve daha önce kullandığınız ilaçlar boş yere kullanılmış olur. Bazen ilaç kalmayınca hastalar ilaç reçete ettirinceye kadar ilacı kesmektedir. Bu durum hastalığın tekrar şiddetlenmesine neden olur. Böyle bir durumda ilacı eczaneden borç alın veya kendiniz satın alın.
• Bu ilaçları kullanırken bazen tiroid sintigrafisi çekilmesi gerekebilir. Bu taktirde ilaçlar kesilmemelidir. Sintigrafi çekilecek diye ilaç kesilirse hastalık tekrar şiddetlenebilir ve daha önce aldığınız veya kullandığınız ilaçlar boşa gider.
• İlaç kullanırken karaciğer testleri (SGOT, SGPT ve alkalen fosfataz) ve tam kan sayımı ayda bir yapılmalıdır
• İlaç kullanırken ateşiniz, boğaz ağrınız olursa hemen doktorunuza başvurunuz.
• İlaçları doktorunuzun önerdiği dozda ve saatlerde alınız.
• İlacın dozu konusunda anlamadığınız bir konu varsa doktorunuza sorunuz. Her hastanın hastalık şiddeti farklı olduğundan kullanacağı ilaç dozu da farklı olabilir.
• İlaçların bir günde kaç tablet alınacağı ve kaç saatte bir alınacağı doktorunuz tarafından size belirtilir.
• Nabız sayısını azaltmak ve çarpıntıyı düzeltmek için size ayrıca Dideral gibi ilaçlar da verilebilir. Bu ilaçların başlangıç dozu hastalığın şiddetine göre değişir ve genellikle 1-2 ay sonra kesilir. Gebelerde Dideral ilacı kullanılmaz. Dideral veya Tensinor ilacını keserken birden değil azaltarak kesin.
• İlaç kullanırken iyotlu tuz ve iyotlu öksürük şurubu içmeyiniz. Bu şekilde alınan iyot kullandığınız ilaçların etkisini önler ve hastalığınız düzelmez.
• İlaç kullanırken sigara içmeyiniz. Sigara içerseniz gözlerinizde büyüme olabilir.
• İlaç kullanırken çarpıntınızı artıracak grip veya nezle ilaçları almayınız. Kullanacağınız bütün ilaçlar için doktorunuza danışınız.
• Çarpıntınızı artıracak kahve, çay ve kola gibi kafeinli içecekler içmeyiniz.
İlaç Kullanmaya Başlayınca Kontrol için Doktorunuza Gitmeyi İhmal etmeyiniz:
Tedaviye başladıktan itibaren 4-6 hafta sonra tekrar muayeneye gitmek gerekir. Hormonlardaki duruma göre doktorunuz tarafından ilaç dozunuz azaltılır veya artırılabilir Bu şekilde 1.5-2 ayda bir kontrole gidilerek hormonlar düzeldikçe ilaç dozu gittikçe azaltılır ve sonunda kesilir. Bu süre toplam 9 ay veya bir yılı bulur; bazen 2 yıla kadar uzatılabilir. Kontrollerde hormonlar yüksek olmaya devam ediyorsa ilaç dozunuz artırılır.
İlaçlar kesildikten sonra da tekrar kontrole gitmek gerekir. Bu hastalık sıklıkla tekrar nüks ettiğinden bu kontroller sağlığınız açısından çok önemlidir. İlaç kesildikten 1, 3 ve 6 ay sonra tekrar tiroid testlerine bakılır. Nüks olacaksa ilaç kesildikten sonraki ilk 3-6 ay içinde oluşur. Bazı hastalarda ilaç kesildikten kısa bir süre sonra hastalık tekrar alevlenebilir. Hastaların iyot alması (iyotlu tuz kullanma, iyotlu öksürük şurubu, iyotlu ilaçlarla röntgen veya tomografi çekmek) ve sigara içmek hastalığın tekrar alevlenmesini veya oluşmasını sağlar.
İlaç tedavisiyle hastalığın düzelmesine rağmen ilaç kesildikten sonra hastalığın tekrar başlaması (nüks etmesi) riski kimlerde vardır?
1- Kişinin guatrının veya tiroid bezinin tedaviye rağmen hala büyük olması
2- Hastaların genç yaşta olması. Gençlerde hastalık tedaviye rağmen daha sık ortaya çıkar (nüks eder).
3- Tiroid bezinde kan akımının fazla olması (bu durum Doppler ultrason ile anlaşılır)
4- Başlangıçta, yani ilaç tedavisine başlamadan önce, T4 ve T3 hormonlarının aşırı yüksek olması veya başlangıçta şiddetli hipertiroidizm olması
5- Başlangıçta gözde şişlik (oftalmopati) olması. Göz belirtileri olanlarda hastalık daha şiddetli seyretmektedir.
6- Sigara içmek. Sigara içenlerde nüks ( hastalığın alevlenmesi) daha fazladır.
7- İyotlu tuz kullanmak, iyotlu öksürük şurubu içmek veya iyotlu ilaçlarla röntgen filmi çekilmesi
8- TSH-reseptör antikor ve anti-TPO antikorlarının tedaviye rağmen kanda yüksek olmaya devam etmesi.
9- Tedavi için yüksek doz ilaç kullanımına ihtiyaç olması. Hormonları düzeltebilmek için Propiltiourasil veya Metimazol ilaçlarını yüksek dozlarda kullanmak zorunda kalmak. Bu hastalarda nüks fazladır.
10- TSH hormon düzeylerinin ilaç tedavisine rağmen hala düşük olması ve yükselmemesi
11- Stresli bir yaşamın devam etmesi nüksü artırır.
12- Allerjik yapısı olanlarda veya allerjik riniti olanlarda hastalık daha çabuk nüks eder
13- Erkeklerde nüks daha fazladır.
Bunlar içinde nüks (hastalığın alevlenmesi) konusunda en iyi öngörü sağlayan tiroid bezinin büyüklüğüdür. Tiroid bezi büyük, yani guatrı büyük olanlarda hastalık ilaçlarla düzelmesine rağmen ilaçlar kesildikten kısa bir süre sonra tekrar hormonlarda yükselme oluşur. İlaç kesilmeden önce TSH reseptör antikoru yüksek ise bu tür hastalarda da hastalığın nüks etme olasılığı yüksektir. Ancak TSH reseptör antikoru ortadan kalksa bile nüks oranı % 20-50 arasındadır. Çoğu hastada nüks, ilaç tedavisi kesildikten sonraki ilk 3-6 ay içinde oluşur. Hastaların 2/3’sinde nüksün 2 yıl içinde oluştuğu saptanmıştır. Hastalığın nüks edeceği TSH hormonundaki düşme ile anlaşılabilir. TSH hormonu düşük çıkmaya başlamışsa bu kişide hastalık tekrar alavlenecek demektir. Nüks eden hastalarda yine ilaç tedavine başlanırsa da radyoaktif iyot tedavisi veya cerrahi (ameliyat) tedavilerden birinin uygulanması daha uygundur. Hangi tedavinin sizin için uygun olacağına doktorunuz sizinle konuşarak karar verir.
İlaçlar Kesildikten Sonra Hastalığın Nüks etme olasılığının az olduğu hastaların Özellikleri şunlardır:
1- Tedavi sırasında tiroid bezinin küçülmesi
2- Tedavi sonrası anti-TPO antikorların azalması veya kanda bulunmaması
3- Serum T4 düzeyinin tedaviyle azalması
4- TSH-reseptör antikor düzeyinin tedaviyle kanda azalması veya düşük olması
5- TSH hormonunun kanda yükselmeye başlaması ve normal sınırlara yükselmesi
6- Tedavi öncesi hipertiroidizm hastalığının hafif şiddette olması
7- Sigara içmemek
8- Düşük doz ilaç tedavisiyle hastalığın düzelmesi
9- İyotlu tuz kullanmamak
10- Kadın hastalarda hastalık daha kolay düzelir
Tiroid Bezi Aşırı Çalışan Hastaların Dikkat Etmesi Gereken Hususlar:
• Mümkünse 10-15 gün istirahat ediniz
• Çok sinirli, uykusuz ve huzursuz hastalar sakinleştirici ilaçlar alabilir. Bunu doktorunuza belirtiniz.
• Beslenmenize dikkat ediniz ve karbonhidratlı gıdaları (şekerli, nişastalı gıdaları) fazla yemeyiniz.
• İçerisinde iyot olmayan multivitamin ilaçlar alabilirsiniz. Multivitamin ilaçların çoğunda iyot olduğundan almadan önce etiketini iyi kontrol etmeli, iyot varsa kullanmamalıdır. L-karnitin ilacı ve antioksidan ilaçlardan (içerisinde selenyum, C vitamini, A vitamini ve E vitamini olan) destek olarak alınabilir. Hangisinin sizin için uygun olduğunu doktorunuzla konuşunuz.
• Hipertiroidi hastalığı kemiklerde hafif yıkım yaptığından özellikle menopoz dönemindeki kadınlar başta olmak üzere bütün hastaların günlük kalsiyum alımı yeterli olmalıdır. Bu nedenle yağsız süt ,yoğurt veya brokoli yemeli, yenemiyorsa kalsiyum ilacı ilave alınmalıdır.
• Graves’li hastalar psikolojik stresten uzak durmalıdır. Bazı kişilerde stresin Graves hastalığını başlattığı gösterilmiştir.
• İyot içeren gıdalar, iyotlu tuz, iyotlu öksürük şurubu ve röntgen çekilirken kullanılan ve damardan yapılan iyotlu ilaçlar kullanmamaları gerekir.
• Sigara içiliyorsa bırakılmalıdır. Sigara içmek hastalığın şiddetini artırdığı gibi ilaçlar kesildikten sonra tekrar oluşmasına neden olur ve gözlerde büyüme yapar.
• ilaç kullanırken şiddetli yorgunluk, aşırı uyku hali, depresyon veya kas krampları gibi belirtiler olursa doktora başvurmak gerekir. Bu belirtiler tiroid hormonlarının azalmış olduğunu ve ilaçların fazla geldiğini düşündürür.
• İlaçları kullanırken ateş, boğaz ağrısı oluyorsa hemen doktorunuza başvurun.
• İlaç kaşıntı veya allerji yaparsa doktorunuza başvurun
Gebelikte Graves Hastalığı Ortaya Çıkarsa Nasıl Tedavi Edilir?
Gebelikte radyoaktif iyot verilmesi sakıncalıdır; bebekte sakatlık yapar. Gebelikte ilaç tedavisi yapılır. Propiltiourasil veya Metimazol verilebilirse de göbek kordonundan bebeğe daha az geçtiği için daha çok Propiltiourasil ilacı tercih edilir. Kontrollerde serbest T4 ve TSH düzeylerine birlikte bakılır.
Gebe kalmadan önce Graves hastalığı olan kadınlar gebe kalınca Graves hastalığının şiddeti azalır ve ilaç dozunu azaltmak veya kesmek gerekebilir. Gebelik, hastalığın şiddetini azaltmaktadır. Gebe Graves’li hastaların bebeklerinde doğumda hipertiroidi gelişebileceğinden kadın-doğum uzmanı ve çocuk hastalıkları uzmanı tarafından bebek kontrol edilmeli ve tetkikleri yaptırılmalıdır. Hastanede çocuk endokrinoloji uzmanı varsa görüşünün alınması uygun olur.
Emziren Graves’li Annede Tedavi Nasıl Olur?
Tedavide kullanılan Metimazol ve Propiltiourasil ilaçları anne sütüne az oranda geçerler. Yapılan bilimsel çalışmalarda emziren kadınlarda 10 mg/gün doza kadar Metimazol ve 150 mg/gün doza kadar Propiltiourasil’in bebeğin tiroid fonksiyonunu bozmadığı gösterilmiştir. Bu nedenle anneler emzirmeyi kesmeden ilacı alabilirler. Yüksek doz ilaç kullanmak gerekirse bebeğin tiroid hormonlarını takip etmek gerekebilir veya emzirmeyi kesmek gerekir.
Çocuklarda Graves Hastalığı:
Çocuklarda Graves hastalığı 10 yaşın altında nadir, 11-15 yaş arasında sık görülür. Bu hastalık çocuklarda ilaçlarla 3-4 yıl süre ile tedavi edilebilirler. Yaş 18-20’ye ulaşınca radyoaktif iyot tedavisi verilebilir. Tiroidektomi (ameliyat) çocuklarda ve ergenlik çağında nadiren yapılır. Ancak guatr çok büyükse ve ilaçlara iyi yanıt alınamazsa ameliyat tercih edilebilir. Tiroid bezi fazla çalışan kişilerde metabolizma fazla çalıştığı veya hızlı olduğu için kalori ihtiyacı artar. Bu nedenle alınan kaloriyi artırmak gerekir. Karbonhidratlı gıdaları (unlu,şekerli, nişastalı gıdaları) fazla yemeden sağlıklı bir beslenmeye geçilir.
Beslenme:
Tiroid bezinin fazla çalışması genellikle bağışıklık sistemindeki zayıflıktan ileri geldiğinden bağışıklık sistemini kuvvetlendiren sarmısak, mantar ve brokoli yiyiniz. Günde bir kase yoğurt yemek ve yağ olarak sıvı yağlar kullanmak uygundur. Haftada iki defa yağlı balıklardan (Somon, sardalye, hamsi gibi) yemek omega 3 yağ asitlerinin desteği için faydalı olur. Balık yiyemeyen hastaların omega 3 desteği almaları faydalıdır. Tuz olarak iyotsuz tuz yenmelidir. İyotsuz tuz bulunamazsa kaya tuzu yenmelidir.
Yapılan bilimsel çalışmalar hipertiroidi durumunda serbest radikallerin arttığını göstermiştir. Antioksidan ilaçların verilmesi bu nedenle faydalı olmaktadır. İçerisinde selenyum, C vitamini, E vitamini olan vitamin ilaçları faydalıdır. Antioksidan ilaçlar hipertiroidi şiddetini azalttığı gibi gözdeki büyüme üzerinde de faydalı olmaktadır.
A vitamini hipertiroidide azaldığından ilave olarak alınabilir. Tiamin ve diğer B vitamin desteği de hipertiroidide faydalı olur.
Sinirlilik ve huzursuzluk fazla olduğunda gevşemeyi öğrenin ve iyi uyumaya çalışın. Uykusuzluk için bazı ilaçlar alabilirsiniz.
Hipertiroidisi olan hastalar da kafeinli gıdalar kesilmelidir. Özellikle kahve, çay ve kola gibi kafeinli içecekler içilmemelidir. Bu kişilerde çarpıntı olduğu için kafeinli içecekler çarpıntıyı iyice artırır.
Grip veya nezle ilaçları almayınız. Bu ilaçlar kalp çarpıntısının daha da artmasına neden olabilir.
Graves Hastalığının Radyoaktif İyotla Tedavisi
Radyoaktif iyot tedavisi radyasyon yoluyla tiroid bezinin tahrip edilmesi esasına dayanan bir tedavi şeklidir. Burada kullanılan radyasyon dozu çok küçüktür ve size zarar vermez ve kanser yapmaz. ABD’de Graves hastalığı tedavisi için en fazla kullanılan tedavi şeklidir.
Radyoaktif iyot tedavisi, ilaç (Propiltiourasil veya Metimazol) tedavisine rağmen tiroid hormonlarının bir türlü azalmadığı veya normal seviyelere gelmediği hastalarda, 2 yıl Propiltiourasil veya Metimazol ilaçlarını kullanmasına rağmen hastalığın düzelmediği kişilerde veya hastalığın sık nüks ettiği hastalarda yapılır. Nadiren de hastalığın çok şiddetli seyrettiği ve çok yüksek dozdaki ilaç tedavisiyle hormonların zor düştüğü hastalarda radyoaktif iyot tedavisi gerekebilir. Propiltiourasil veya Metimazol ilaçlarını kullanırken karaciğer testleri bozulan (SGOT, SGPT ve alkalen fosfataz testleri artan) veya kandaki beyaz hücre sayısı (lökosit) çok düşen hastalarda da ilaç daha fazla kullanılamayacağından mecburen radyoaktif iyot tedavisi yapılır.
Radyoaktif iyot genellikle 18 yaşın üzerindeki hastalara verilirse de ABD’de ergenlik çağındaki hastalara da verilmektedir. Radyoaktif iyot tedavisi çocuklara, gebelere ve emziren kadınlara verilmez. Radyoaktif iyot alan kadınların 1 yıl süre ile gebe kalmamaları gerekir.
Radyoaktif iyot tedavisinden önce tiroid hormonları çok yüksek olanlarda, yaşlılarda ve kalp hastalığı olan hastalarda Propiltiourasil veya Metimazol ilacı kullanılarak tiroid hormonlarını biraz azaltmak gerekir. Radyoaktif iyot tedavisi yapılacağı zaman Propiltiourasil ilacı yerine Metimazol ilacını kullanmanın radyoaktif iyotun daha etkili olduğunu iddia eden bilimsel çalışmalar da vardır.
Radyoaktif iyot, Tıp Fakülteleri’nin nükleer tıp merkezinde veya özel laboratuvarlarda çalışan nükleer tıp uzmanları tarafından size ağızdan alınan bir kapsül veya sıvı şeklinde verilir. Yutulan radyoaktif iyot bağırsaklardan kana karışarak tiroid bezi tarafından tutulur. Birkaç hafta veya ay içinde hücreleri hasara uğratır ve yok eder; sonunda bezde küçülme oluşur. Bez hücreleri öldüğü için hipertiroidi düzelir. Ancak bezde hormon yapacak hücre kalmadığından bu defa ömür boyu devam edecek tiroid yetmezliği gelişir ve hasta ömür boyu tiroid hormon ilacı ( Levotiroksin ) kullanmak zorundadır. Radyoaktif iyodun vücudumuza zararlı bir etkisi yoktur. Çok nadiren tükürük bezlerinde ağrı olabilir. Çocuk sahibi olmanızı engellemez.
Radyoaktif iyodun diğer adı iyot-131’dir. İyot-131 nükleer tıp merkezlerinde her zaman hazır halde bulunmaz. İyot-131 yurtdışından veya Atom Enerjisi Kurumu’ndan sipariş yapılarak getirtilir. Bu nedenle tedavi için önceden randevu almanız ve nükleer tıp uzmanı ile görüşmeniz gerekir.
Tedaviniz için genellikle hipertiroidi hastalığını ortadan kaldıracak ve hastayı 6-12 ay içinde hipotiroidiye (tiroid bezi yetmezliğine) sokacak şekilde yüksek doz radyoaktif iyot verilir. Genelde verilen doz 10-15 mCi (miliküri) veya daha fazla olabilir. Radyoaktif iyot tedavisi yapılan hastaların % 86’sında ilk yıl içinde tiroid yetmezliği gelişir. Bazı kişilerde radyoaktif iyot tedavisine rağmen hormonlarda yükseklik devam edebilir, bu kişilere 6 ay sonra tekrar radyoaktif iyot verilir.
Genç hastalarda, tiroid bezi büyük olan hastalarda ve şiddetli hastalığı olanlarda bazen bir defa radyoaktif iyot vermekle hastalıkta düzelme olmayabilir. Bu hastalarda tekrar ve daha yüksek dozda radyoaktif iyot verilir. İkinci defa radyoaktif iyot tedavisi ancak %10 hastada gerekir.
Radyoaktif iyot tedavisinden 3 gün önce kullanılan Metimazol veya Propiltiourasil ilacı kesilir ve tedaviden (radyoaktif iyot aldıktan) 3 gün sonra hangi ilaç alınıyorsa tekrar başlanır. Bu konu çok önemlidir. Bazı hastalar radyoaktif iyot aldıktan sonra Propiltiourasil veya Metimazol ilacını almamakta ve hormonlar yüksek olduğu için sıkıntıya girmektedirler.
Radyoaktif iyot tedavisi için genellikle hastanede yatmaya gerek yoktur. Bununla birlikte doz biraz fazla verilecekse doktorunuz sizin bir süre ayrı bir odada hastanede kalmanızı isteyebilir. Buna doktorunuz karar verecektir.
Radyoaktif iyot Tedavisi Öncesi Düşük İyotlu Diyet Nasıl yapılır?
Radyoaktif iyot tedavisinden 2 hafta önce iyotsuz beslenmek gerekir. Burada amaç vücuttaki iyodu tedavi öncesi azaltmak ve tiroid bezini iyoda aç hale getirerek radyoaktif iyot verilince tiroid bezinin daha fazla radyoaktif iyot tutmasını sağlamaktır.
Tablo-5: Radyoaktif iyot tedavisinden önce 2 hafta süreyle yenmemesi gereken yiyecekler
1. İyotlu tuz
2. Süt ve süt ürünleri, dondurma, peynir ve yoğurt
3. Yumurta sarısı
4. Deniz ürünleri
5. İyotlu öksürük şurubu, iyotlu saç boyası
6. Kırmızı gıda boyası içeren yiyecekler, şekerler, turp, marul
7. Lokanta gıdaları
8.Soya fasulyesi ve soya yağı
9.Çikolata
10.Patates kabuğu
Radyoaktif İyot Aldıktan Sonra Evde Alacağınız Önlemler
Radyoaktif iyot dışkı, ter ve idrar ile etrafa yayılabileceğinden etrafınızdaki kimseleri radyasyonun etkilerinden korumak amacıyla aşağıdaki önlemleri en az 3-4 gün süreyle uygulamakta fayda vardır:
1- Başkalarıyla kucaklaşmak, öpüşmek veya yakın temas yasaktır. Hastanın kullandığı havlu, çatal, kaşık ve bıçak başkası tarafından kullanılmaz. Bulaşıklar bulaşık makinesinde yıkanmalıdır.
2- Hastanın ayrı bir odada tek başına kalması gerekir.
3- Erkekler tuvalette ayakta değil, oturarak idrarlarını yapmalıdır
4- Yeni doğan çocuklar (8 yaş altı çocuklar) ve gebe kadınlarla yakın temas yasaktır. Ancak aynı odada oturabilirler (en fazla bir saat).
5- Hastanın bebeği varsa emzirmesi yasaklanır.
6- Tuvalet sonrası tuvalet 2 kez yıkanmalı, ve eller en az 2 defa iyice yıkanmalıdır.
7- Boğazda veya boyunda ağrı olursa aspirin veya diğer ağrı kesiciler alınabilir. Buna rağmen ağrı devam ediyorsa doktorunuza başvurunuz.
Tedaviden bir süre sonra sinirlilik, ellerde titreme veya çarpıntı olursa doktora başvurmanız gerekir.
Radyoaktif İyot Etkisini Ne Zaman Göstermeye Başlar ?
Radyoaktif iyot tedavisi etkisini 1.5-3 ay sonra göstermeye başlar. Bu nedenle kullanılan Propiltiourasil veya Metimazol gibi ilaçlar radyoaktif iyot alındıktan sonra da kullanılmaya devam edilmelidir. İlacın ne kadar süre kullanılacağını doktorunuz ayarlar. Hormonlar düştükçe Propiltiourasil veya Metimazol ilaç dozu azaltılır ve kesilir. Radyoaktif iyot bezinizi tahrip ettikçe TSH hormonu yükselmeye ve T4 ve T3 hormonlarınız düşmeye başlar yani sizde tiroid hormonlarında azalma oluşur ve bu beklenen bir durumdur. Bu durum artık tiroid bezi yetmezliğinin geliştiğini gösterir ve Levotiroksin ilacı almaya başlarsınız. Bundan amaç meydana gelen hipotiroidi hastalığını tedavi etmektir. Bu tedavi ömür boyu sürecek bir tedavidir. Bu nedenle Levotiroksin ilacınızı doktorunuza haber vermeden kesmeyiniz.
Gözlerinde hafif ve orta derece büyümesi olanlarda radyoaktif iyot tedavisinin bir zararı olmaz. Bununla birlikte şiddetli göz hastalığı varsa bu hastalara radyoaktif iyot tedavisinden önce ve sonra kortizon tedavisi yapılabilir.
Radyoaktif İyot aldıktan Sonra Hangi Yan Etkiler Olur?
Radyoaktif iyot tedavisi sonrası 3-4 gün içinde bazı kişilerde boyunda ağrı ve şişkinlik olabilir. Bu kişilere iltihap giderici veya ağrı kesici bazı ilaçlar verilir ve ağrı genellikle kendiliğinden düzelir.
Graves Hastalarında Ameliyat:
Graves hastalığında cerrahi tedavi radyoaktif iyot tedavisi istemeyen hastalarda, çocuklarda veya büyük guatrı olanlarda tercih edilebilir. Diğer hastalarda pek tercih edilmez. Biz radyoaktif iyot tedavisini daha fazla tercih etmekteyiz.
Ameliyat ile tiroid bezinin hepsi çıkarılır ve bu nedenle ameliyat sonrası tiroid yetmezliği oluşur. Tiroid dokusu ameliyatta fazla bırakılırsa hastalık tekrar alevlenebir. Bu nedenle tiroid bezinin tamamına yakınının çıkarılması gerekir.
Tiroid bezi çok çalışan bir hastada ameliyat tiroid hormonları yüksek iken yapılamaz. Hormonlar yüksek iken ameliyat olursa hasta tiroid krizine girer ve çok tehlikelidir. Ameliyat olacak ve sadece TSH düzeyi düşük olan (T3 ve T4 normal iken) hastalarda da ilaç tedavisi yapılması uygundur. Bu nedenle ameliyat olacak hastalarda önce ilaç tedavisi yapılarak hormonları normal seviyeye getirilir. Hastalar ameliyat gününe kadar ilaçlarını (Propiltiourasil veya Metimazol) almalıdır. Ameliyat günü sabahı da ilacını bir yudum suyla almalıdır. Operasyondan sonra Dideral hapı bir hafta kadar alınıp kesilir.
Sıcak nodüllerin aşırı hormon salgılaması
Tiroid bezinde bulunan sıcak nodüller bazen aşırı hormon salgılayabilirler. Sıcak nodüller tiroid bezinde tek nodül halinde veya birden fazla olabilir. Sıcak ve tek nodüllerin % 5-10’u fazla hormon salgılama kapasitesindedir. Sıcak nodülün çapı 2.5 cm’den fazla olunca aşırı hormon salgılama özelliği artar.
Sıcak nodülü olup tiroid hormonları normal kişilerde de mutlaka iğne biyopsisi yapılır ve patoloji sonucu iyi huylu ise tedavi yapmadan takip edilir. Bu takiplerde tiroid hormonları ve ultrason yapılır. Takip sırasında sıcak nodül aşırı hormon salgılamaya başlarsa radyoaktif iyot tedavisi yapılır. Sıcak nodülü olan ve sadece TSH hormonu düşük, fakat T3 ve T4 hormonu normal yaşlı hastalarda takip yapılmadan radyoaktif iyot tedavisi yapılmaktadır.
Eğer aşırı hormon salgılayan sıcak nodül varsa bu hastalarda önce Propiltiourasil veya Metimazol gibi ilaçlarla tiroid hormonları normal seviyeye getirilir ve daha sonra ya radyoaktif iyot tedavisi ya da ameliyat yapılır. Biz radyoaktif iyot tedavisini öncelikle tercih etmekteyiz. Büyük nodüllerde (çapı 4 cm’den büyük) ise ameliyat tedavisi daha çok tercih edilir.
GÖZLERDE BÜYÜME –GRAVES OFTALMOPATİSİ
Göz Belirtileri hangi hastalarda olur:
Gözlerde büyüme ve göz etrafında şişlik sadece Graves hastalarında (tiroid bezi fazla çalışan) olan bir durumdur. Hashimoto hastalarında olursa da çok nadirdir; diğer tiroid hastalıklarında görülmez. Gözlerinde büyüme olan ve kan T3 ve T4 hormonları yüksek bir kişide Graves hastalığı mutlaka vardır. Bununla beraber gözlerde büyüme Graves hastalarının hepsinde ortaya çıkmaz.
Graves hastalarının bazılarında görülen gözlerde büyüme veya gözlerin öne doğru fırlaması veya çıkması hastalığına tıp dilinde ‘’Graves oftalmopatisi’’’ adı verilir. Bu hastalığa ‘’tiroid göz hastalığı’’ da denir. Bu hastalıkta gözün arkasındaki yağ dokusunda artma, göz kaslarında şişme ve göz etrafındaki yumuşak dokularda şişlik olmaktadır. Hastalığın ortaya çıkışı kişiden kişiye değişik bir seyir göstermektedir. Bazı hastalarda kandaki T4 ve T3 hormonları yükseldikten kısa zaman sonra göz belirtileri ortaya çıkarken bazı hastalarda uzun yıllar çok ufak değişiklikler gözlenmektedir. Diğer bir deyimle oftalmopatinin yani göz belirtilerinin ne zaman ve nasıl ortaya çıkacağı tam olarak bilinmemektedir.
Göz belirtileri ile tiroid hastalığı ilişkisi nasıldır?
Graves oftalmopatisi % 40 hastada hipertiroidi hastalığı (tiroid hormonlarında yükseklik) başladığında birlikte veya aynı anda ortaya çıkarken, % 40 hastada hipertiroidi başladıktan bir süre sonra ortaya çıkar. Hastaların % 20’sinde ise önce gözlerde büyüme (oftalmopati) oluşur sonra hipertiroidi gelişir. Tiroid hormonları daha önce ve halen normal olduğu halde göz belirtileri olan kişiler olabilir. Bu hastalığa tıp dilinde ‘’ Ötiroid Graves Oftalmopatisi’’ denir. Bunun anlamı tiroid hormonlarının normal olmasına karşılık gizli tiroid hastalığı nedeniyle göz büyümesinin olması durumudur ve nadir görülür ( Bu tür hastalık oftalmopatili olguların % 3’nü oluşturur).
Göz belirtileri Nasıl Seyreder?
Göz belirtileri % 85-95 hastada her iki gözde, % 5-15 hastada ise tek gözde olur.
Göz belirtileri % 3-5 hastada ciddi olmakta ve hastalık şiddetli seyretmektedir, ancak çoğu hastada hastalığın seyri çok iyi olmakta ve tedaviden fayda görmektedirler.
Oftalmopati kadınlarda daha sık görülmekte (kadın/erkek oranı 1.8-2.8/1‘dır), yaşlılarda ve erkeklerde olduğunda ise daha şiddetli seyretmektedir.
Gözlerdeki büyüme veya hastalık % 66 hastada, yani çoğu kişide, hipertiroidi tedavisi sırasında (Propiltiourasil veya Metimazol ilaçları kullanırken) düzelir ve gerileme olur, ancak % 8’inde düzelme olmaz ve göz belirtilerinde artma olabilir. Bu nedenle tiroid hormonlarının normal seviyeye getirilmesi göz hastalığı için çok önemlidir.
Tiroid bezine bağlı olarak göz hastalığı olan kişilerde şu şikayetler bulunur:
1. Yukarı, aşağı, yana bakışta gözde ağrı olması.
2. Gözde kuruma, kaşıntı, kuruluk ve kontak lens takmada zorluk.
3. Gözde ve etrafındaki dokularda iltihap ve şişme
4. Gözlerin kanlanması
5. Bazen çift görme
6. Görmede bozukluk
Teşhis Nasıl yapılır?
Oftalmopati her iki gözde olduğunda tanı yönünden problem pek olmaz. Ancak tek gözde olması durumunda diğer nedenler mutlaka ekarte edilmelidir. Bu kişilerde önce Graves hastalığı olup olmadığı tiroid hormon tetkikleri ile araştırılır. Daha sonra göze yönelik tomografi veya MR çekimi yapılır. Böylece bu belirtilere neden olabilecek tümörler, aksiyal myopi, iltihabi başka hastalıklar, kist, anevrizma denilen kan damarlarının balonlaşması ve lenfoma adı verilen bir kanser türü gibi hastalıkların olup olmadığı araştırılır. Tam kan tetkiki yapılarak kan hastalığı olup olmadığı araştırılır.
Graves oftalmopatisinin kötüleşmesine veya şiddetinin artmasına neden olan faktörler şunlardır:
1) Şiddetli ve uzun süre devam eden tiroid bezi fazla çalışması (hipertiroidizm),
2) Hastanın aşırı dozda Propiltiourasil veya Metimazol kullanması sonucunda tiroid bezi yetmezliğine (hipotiroidiye) girmesi (TSH’nın yükselmesi),
3) Sigara içmek,
4) TSH-reseptör antikorların çok yüksek olması
Gözün Öne doğru Çıkma Derecesi Nasıl Ölçülür?
Oftalmopatide üst göz kapaklarında kasılma veya çekilme vardır. Göz yuvarı öne doğru fırlar ki, buna ekzoftalmi veya proptozis denir. Proptozis, yani gözün öne doğru çıkma derecesi göz doktoru tarafından Hertel ekzoftalmometresi denilen bir aletle ölçülebildiği gibi göz tomografisi veya MR tetkiki ile daha hassas olarak ölçülür. Her ırka göre gözün öne doğru çıkma miktarı değişiktir. Türklerde gözün 21 mm’nin üzerinde çıkıntı yapması anormaldir. Gözün öne doğru çıkmasının nedeni göz yuvarlağının arkasında bulunan yağ dokunun artmasına ve göz kaslarının iltihap nedeniyle şişmesine bağlıdır.
Toplar damarlarda kanın fazla olması ise göz etrafındaki dokuların şişmesine neden olur. Göz kaslarındaki şişme ise çift görmeye neden olur. Göz kırmızı bir renk alabilir ve bazı hastalar göz kapaklarını kapatamaz. Işıktan rahatsız olma, yanma hissi ve gözde ağrı gibi şikayetler olabilir.
Göz Hastalığının Kaç dönemi vardır?
Oftalmopatinin 2 evre veya dönemi vardır:
1-İlk başlangıç dönemi veya iltihabi dönem veya aktif faz (3-9 ay sürer)
2- Dokuların sertleştiği dönem (Fibrotik faz )
Hastalık ilk dönem denen iltihabi evrede tedaviye cevap verebilir. Dokuların sertleştiği ikinci dönemde tedaviye maalesef yanıt azdır.
| |
|
|
|
|
|