Prof Dr Metin Ozata
GUATR TIROID ENDOKRIN DIYABET ZAYIFLAMA DIYET
Ana Sayfa      ENDOKRINOLOJI      TESTIS VE SPERM AZLIGI

TESTİS VE SPERM AZLIĞI


PROF DR METİN ÖZATA

Testisler sperm üretmeye yaradığı gibi erkeklik hormonu olan testosteron da salgılarlar. Sperm oluşumu ve testosteron salgılanması hipofizden salgılanan FSH ve LH hormonları tarafından kontrol edilir.

Normal erişkin bir erkekte her bir testis 20 gram ağırlığında ve 4.5x3x2.5 cm boyutlarında ve 15-30 ml hacmindedir. Testisler ergenliğe girmeden önce 2 cm uzunluğunda ve 2 ml kadardır. Ergenlikle birlikte hacmi artar ve 16-19 yaşında erişkin volümüne ulaşır. Yaşlanma ile boyutları değişmez.

Testislerin % 90’nını seminifer tübüller denen ve içinde spermin yapıldığı tüp şeklindeki yapılar oluşturur.

Testislerde bulunan ve Leydig hücresi adı verilen hücreler testosteron üretir. Beyinde bulunan hipotalamus hipofize ne kadar testosteron ütetileceğini bildirir. Bu amaçla hipotalamustan GnRH hormonu salgılanır ve bu hormon hipofize gelir. GnRH hormonu hipofizden FSH ve LH hormonunun salgılanmasını sağlar. Hipofizden salgılanan LH hormonu leydig hücresinden testosteron salgılanmasını artırırken hipofizden salgılanan FSH hormonu seminifer tübüllerde sperm üretimini sağlar. Salgılanan testosteron ise hipofizden LH salgılanmasını azaltır.

FSH hormonunun etkisiyle testislerdeki sertoli hücrelerinden inhibin ve aktivin isimli hormonlar salgılanır. İnhibin hormonu hipofizden FSH hormonu salgılanmasını azaltırken aktivin hormonu artırır. Aktivin hem hipofizde hem testiste yapılır.

Testosteron Hormonunun Etkileri

Testosteron erkeklerde salgılanan en önemli seks hormonudur. Testosteron günde 5-6 mg kadar üretilmektedir. Testosteron, testisten salgılandıktan sonra kanda seks hormon bağlayan globuline (SHBG) bağlanır. Bu bağlanan testosteron ‘’total testosteron’’ denilirken bağlanmayan kısmına ‘’serbest testosteron’’ denir. Kanda serbest testosteron ise tüm testosteronun % 1’ni oluşturur. Testosteron ‘’5 alfa redüktaz’’ isimli bir enzimle dihidrotestosterona dönüşerek etkisini gösterir.

Erkek tipi gelişme yani sakal ve bıyık çıkması, kıllanma, sesin kalınlaşması testis ve penis büyümesi, kasların gelişmesi, boyun artması testosteron sayesinde olur. Libido (cinsel istek) ve ereksiyon oluşmasında da testosteronun büyük etkisi vardır. Erişkin yaşta testosteron hormonu sperm üretimi, erkek tipi saç şekli oluşmasına, kas kitlesinin oluşmasına ve kemik kitlesi oluşumuna katkıda bulunur.

Testosteron hormonu çoğunlukla testislerde üretilir ancak çok az miktarda adrenal bezden de üretilir. Kadınlarda testosteron çok az miktarda yumurtalıklarda üretilir.
Normal erişkin erkekte total testosteron düzeyleri 3-10 ng/ml arasında değişir ve saba saatlerine en yüksek düzeydedir.

Sperm Sayısı:

Normal döl miktarı 2-6 ml arasında değişir. Normalde spermlerin % 60 dan fazlası hareketlidir. Sperm sayısı mililitrede 20 milyondan fazla olmalıdır.

Düşük Testosteron Hormonunun Yaptığı Şikayetler:

Testosteron hormon azlığı erkeklerde seks isteğinde azalmaya, ereksiyon bozulmasına, sperm sayısının azalmasına, çocuk yapma kapasitesinin azalmasına ve memelerde büyümeye neden olur. Bazı erkeklerde sıcak basmaları, gece terlemeleri, huzursuzluk, konsantre olamama, yorgunluk, uyku bozukluğu, kolesterolde artma görülebilir. Uzun zaman testosteron eksikliği olan erkeklerde vücut kıllarında azalma, kas kitlesinde azalma, ciltte kuruluk, sakal traş sıklığında azalma, kemiklerde erime, testislerde küçülme ve yumuşama oluşabilir. Genç erkeklerde ise vücut kıllarında gelişme olmaz, kas kitlesi gelişmez, penis ve testisler büyümez. Ayrıca sesleri incedir.

Yaşlılıkta Testosteron Azalması (Andropoz)

Erkeklerde yaş ilerledikçe testosteron üretimi azalır. Ayrıca bazı kişilede hipofiz bezinden LH hormonu salgısı azalabilir. LH azalması da testosteron üretimini azaltır. Yaşlılarda ayrıca kanda testosteronu bağlayan ve tutan SHBG adlı protein artar ve bu nedenle serbest testosteron miktarı azalır. Testosteron üretimi genç erkeklerde sabah leyin en yüksek düzeyde iken yaşlılıkta bu bozulur. Yaşlılıkta testosteron azalmasına bazen ‘’Andropoz’’ denir.

Kimlerde Testosteron Düşük Olabilir?

Bir erkekte kaslarda gittikçe azalma, seks isteğinde azalma, ereksiyon problemi veya sperm sayısında azalma varsa testosteron hormonu düşük olabilir. Genç bir erkekte küçük testisler varsa, penis küçükser, vücut kılları azsa, sakal az veya çıkmıyorsa ve ses ince ise testisleri iyi çalışmıyor veya testosteron düşük olabilir.

Tedavi:

Düşük testosteronu olan kişilere testosteron ilaçları verilir. Bu ilaçlar hap, bant ve iğne şeklinde olabilir. Bu kişiler ayrıca egzersiz yaparak kas gelişimini artırmalıdır. Kas gelişimi için D vitamini eksikliği varsa alınmalı, proteinli beslenmeli ve stresten uzak durmalıdır.

 
 
 
TESTİS, SPERM SAYISI VE TESTİS HORMONLARI

Testisler sperm üretmeye yaradığı gibi erkeklik hormonu olan testosteron da salgılarlar. Sperm oluşumu ve testosteron salgılanması hipofizden salgılanan FSH ve LH hormonları tarafından kontrol edilir.
Normal erişkin bir erkekte her bir testis 20 gram ağırlığında ve 4.5x3x2.5 cm boyutlarında ve 15-30 ml hacmindedir. Testisler ergenliğe girmeden önce 2 cm uzunluğunda ve 2 ml kadardır. Ergenlikle birlikte hacmi artar ve 16-19 yaşında erişkin volümüne ulaşır. Yaşlanma ile boyutları değişmez.
Testislerin % 90’nını seminifer tübüller denen ve içinde spermin yapıldığı tüp şeklindeki yapılar oluşturur.
Testislerde bulunan ve Leydig hücresi adı verilen hücreler testosteron üretir. Beyinde bulunan hipotalamus hipofize ne kadar testosteron ütetileceğini bildirir. Bu amaçla hipotalamustan GnRH hormonu salgılanır ve bu hormon hipofize gelir. GnRH hormonu hipofizden FSH ve LH hormonunun salgılanmasını sağlar. Hipofizden salgılanan LH hormonu leydig hücresinden testosteron salgılanmasını artırırken hipofizden salgılanan FSH hormonu seminifer tübüllerde sperm üretimini sağlar. Salgılanan testosteron ise hipofizden LH salgılanmasını azaltır.
FSH hormonunun etkisiyle testislerdeki sertoli hücrelerinden inhibin ve aktivin isimli hormonlar salgılanır. İnhibin hormonu hipofizden FSH hormonu salgılanmasını azaltırken aktivin hormonu artırır. Aktivin hem hipofizde hem testiste yapılır.


Testosteron erkeklerde salgılanan en önemli seks hormonudur. Testosteron günde 5-6 mg kadar üretilmektedir. Testosteron, testisten salgılandıktan sonra kanda seks hormon bağlayan globuline (SHBG) bağlanır. Bu bağlanan testosteron ‘’total testosteron’’ denilirken bağlanmayan kısmına ‘’serbest testosteron’’ denir. Kanda serbest testosteron ise tüm testosteronun % 1’ni oluşturur. Testosteron ‘’5 alfa redüktaz’’ isimli bir enzimle dihidrotestosterona dönüşerek etkisini gösterir.
Erkek tipi gelişme yani sakal ve bıyık çıkması, kıllanma, sesin kalınlaşması testis ve penis büyümesi, kasların gelişmesi, boyun artması testosteron sayesinde olur. Libido (cinsel istek) ve ereksiyon oluşmasında da testosteronun büyük etkisi vardır. Erişkin yaşta testosteron hormonu sperm üretimi, erkek tipi saç şekli oluşmasına, kas kitlesinin oluşmasına ve kemik kitlesi oluşumuna katkıda bulunur.
Testosteron hormonu çoğunlukla testislerde üretilir ancak çok az miktarda adrenal bezden de üretilir. Kadınlarda testosteron çok az miktarda yumurtalıklarda üretilir.
Normal erişkin erkekte total testosteron düzeyleri 3-10 ng/ml arasında değişir ve saba saatlerine en yüksek düzeydedir.

SPERM SAYISI

Normal döl miktarı 2-6 ml arasında değişir. Normalde spermlerin % 60 dan fazlası hareketlidir. Sperm sayısı mililitrede 20 milyondan fazla olmalıdır.

TesTOSTERON

Testosteron hormon azlığı erkeklerde seks isteğinde azalmaya, ereksiyon bozulmasına, sperm sayısının azalmasına, çocuk yapma kapasitesinin azalmasına ve memelerde büyümeye neden olur. Bazı erkeklerde sıcak basmaları, gece terlemeleri, huzursuzluk, konsantre olamama, yorgunluk, uyku bozukluğu, kolesterolde artma görülebilir. Uzun zaman testosteron eksikliği olan erkeklerde vücut kıllarında azalma, kas kitlesinde azalma, ciltte kuruluk, sakal traş sıklığında azalma, kemiklerde erime, testislerde küçülme ve yumuşama oluşabilir. Genç erkeklerde ise vücut kıllarında gelişme olmaz, kas kitlesi gelişmez, penis ve testisler büyümez. Ayrıca sesleri incedir.
Yaşlılıkta Testosteron Azalması (Andropoz)
Erkeklerde yaş ilerledikçe testosteron üretimi azalır. Ayrıca bazı kişilede hipofiz bezinden LH hormonu salgısı azalabilir. LH azalması da testosteron üretimini azaltır. Yaşlılarda ayrıca kanda testosteronu bağlayan ve tutan SHBG adlı protein artar ve bu nedenle serbest testosteron miktarı azalır. Testosteron üretimi genç erkeklerde sabah leyin en yüksek düzeyde iken yaşlılıkta bu bozulur. Yaşlılıkta testosteron azalmasına bazen ‘’Andropoz’’ denir.

Kimlerde Testosteron Düşük Olabilir?
Bir erkekte kaslarda gittikçe azalma, seks isteğinde azalma, ereksiyon problemi veya sperm sayısında azalma varsa testosteron hormonu düşük olabilir. Genç bir erkekte küçük testisler varsa, penis küçükser, vücut kılları azsa, sakal az veya çıkmıyorsa ve ses ince ise testisleri iyi çalışmıyor veya testosteron düşük olabilir.
Tedavi:
Düşük testosteronu olan kişilere testosteron ilaçları verilir. Bu ilaçlar hap, bant ve iğne şeklinde olabilir. Bu kişiler ayrıca egzersiz yaparak kas gelişimini artırmalıdır. Kas gelişimi için D vitamini eksikliği varsa alınmalı, proteinli beslenmeli ve stresten uzak durmalıdır.



 
 
SPERM AZLIĞINDA VİTAMİN VE MİNERAL DESTEĞİ

SPERM AZLIĞINDA VİTAMİN VE MİNERAL DESTEĞİ

Erkeklerde sperm azlığının bir çok nedeni vardır. Bunlardan başlıcaları testis hastalıkları, kromozom hastalıkları, varikosel, hormon hastalıkları, orşit denen testis itihabı (özellikle kabakulak geçirenler) sayılabilir. Hormonlardan prolaktin yüksekliği, hipotiroidi (tiroid hormon azlığı), testosteron hormon düşüklüğü gibi hastalıklar buna neden olabilir.

Öncelikle yapılacak olan skrotal ultrason yapılması ve bazı hormonlara bakılmasıdır. Bu amaçla bir ENDOKRİN UZMANINA başvurmak gerekir.

Sperm Sayısı:
Normal döl miktarı 2-6 ml arasında değişir. Normalde spermlerin % 60 dan fazlası hareketlidir. Sperm sayısı mililitrede 20 milyondan fazla olmalıdır

Sperm azlığı Yapan Testis Hastalıkları:
Klinefelter sendromu denen genetik hastalık (47 XXY)
Her iki testis yokluğu
Travmaya bağlı testis hasarı
Kriptorşidizm (testisin yukarda olması)
Sertoli cell only sendromu
Orşite bağlı testis hasarı (kabakulak sonrası gibi)
Radyoterapi veya kemoterapi


HORMON BOZUKLUKLARI:

FSH ve LH hormon azlığı, testosteron düşüklüğü, prolaktin yüksekliği, hemokromatozis hastalığı (kanda demir yüksekliği)


SPERM SAYI AZLIĞINDA VE HAREKETİNİN ARTIRILMASINDA FAYDALI OLABİLECEK VİTAMİN DESTEKLERİ

1. KOENZİM Q10
Koenzim Q10 yağda eridiğinden tüm hücre zarlarında ve yağları taşıyan proteinlerin yapısında bulunur. Hücre içinde enerjinin oluşturulmasında koenzim Q’ ya ihtiyaç vardır. Koenzim Q 10’nun antioksidan özelliği vardır. Koenzim Q 10 ‘nun vücudumuzda yapılabilmesi için B6 vitamine ihtiyaç vardır. Koenzim Q10 vücudumuzda yapıldığı gibi bazı gıdalarla da alınır. Kırmızı et, tavuk eti, balık, soya fasülyesi, soya yağı, ceviz, badem, sebze ve meyvelerde Koenzim Q 10 vardır. Yapılan klinik çalışmalarda koenzim Q10’un damarların içini saran endotel isimli zarın iyi görev yapmasını sağladığı gösterilmiştir. Endotel iyi görev yapmazsa damar sertliği oluşmaktadır. İlave olarak alınan koenzim Q10 ilaçlarının dokularda koenzim Q10’nu artırdığı şüpheli olsa da kan düzeylerinde artış olmaktadır. Kolesterol düşürücü ilaç alanlarda kalp ve iskelet kasında konzim Q10 düzeyinde azalma olduğu saptanmıştır. Koenzim Q10’un faydalı olduğu durumlar şunlardır:
Hipertansiyonlu hastalarda tansiyon ilaçlarıyla birlikte 120 mg/gün dozunda alındığında faydalı olduğu gösterildi, ancak uzun sürede nasıl etki yaptığı bilinmiyor.
Kardiyomyopati denilen kalp hastalığında faydalıdır
Mitokondrial diabet denen bir tür şeker hastalığında faydalı olduğu saptanmıştır..
Anti-aging (yaşlanmayı geciktirici) olarak etkisi bulunamadı.
Parkinson hastalarında 1200mg/gün dozunda faydalı olduğu klinik çalışmalarla gösterilmiştir.
Sperm sayısını ve hareketini artırdığı gösterilmiştir
Damar sertliğini önlediği tam ortaya konamamıştır.
Kalp yetmezliğinde faydalı olduğu iddia edildiyse de ileri klinik çalışmalara gerek vardır.
Atletik performansı artırmadığı saptanmıştır.
Coumadin kullananlarda ve kolesterol düşüren ilaçlarla (Zocor, pravokol, Lipitor gibi) etkileşimi olabilir. Bu ilaçları alanlar koenzim Q 10 alırken dikkatli almalıdırlar

2. L-Karnitin

Karnitin vücuttaki bütün hücrelerde bulunur ve hücrede enerji üretiminde önemli rol oynar. Karnitin hücrede uzun zincirli yağ asitlerini mitokondriye taşır ve orada okside olarak enerji yaparlar. Karnitin burada oluşan toksik yani zararlı maddeleri uzaklaştırır. Karnitin iskelet kası ve kalp kasında daha fazla bulunur. Vücut yeteri kadar karnitini yapar. Sağlıklı çocuk ve erişkinlerin gıdalardan veya besin desteği olarak karnitin almasına ihtiyacı yoktur. Vücutta karaciğer ve böbrek yeteri kadar karnitin üretir.

Karnitin et, balık, tavuk ve sütte bol miktarda bulunur.
Karnitinin aktif olan şekli l-karnitindir. Erişkin bir kişi et ve karışık besinler yerse günlük 60-180 mg karnitin alır. Karnitin ince barsaktan emilir ve dolaşıma katılır. Karnitin fazlası böbrekte depolanır ve fazlası idrarla atılır.
Karnitin yetmezliği genetik bir hastalıktır ve kardiyomiyopati denen kalp kası hastalığı, iskelet kas güçsüzlüğü ve kan şekeri düşüklüğü yapar. Kronik böbrek yetmezliğinde ve bazı antibiyotik kulanırken oluşur.
Karnitin kullanımı egzersiz performansını artırmaz. Bu nedenle spor salonlarında veya atletlerin bu amaçla kullanmasınına faydası yoktur.
Yaşla birlikte dokularda karnitin azalmaktadır. Karnitin zihin fonkisyonlarda iyileşme yaptıüı ve Alzheimer hastalığında faydalı olduğu görülmüştür.
Karnitin kalp yetmezliğinde bazı çalışmalarda faydalı bulunmuştur. Kemoterapi gören hastalarda halsizliğe faydalı olduğu gösterildi. L-karnitin tip 2 diyabette sinir ağrılarında faydalı bulunmuştur.

Böbrek hastaları ve özellikle dialize girenlerde karnitin yetmezliği sıktır. Bu kişilerde anemiye faydası olduğu, kas güçsüzlüğüne faydalı olduğu gösterildi.
Karnitin alınmasının sperm sayısı ve kalitesine faydalı olduğu gösterilmiştir.


3. ÇİNKO

Çinko, vücudumuzdaki birçok enzimin ve insülin hormonunun yapısında bulunan önemli bir mineraldir. Çinko vücudumuzda çoğunlukla iskelet kemikleri ve kaslarda bulunur. Bağırsaklardan emilmesi için pankreasın salgıladığı enzimlere ihtiyaç vardır. Çinko vücutta birçok enzimin yapısında bulunur ve ayrıca hücre membranı dediğimiz hücreyi çevreleyen zarda bulunarak hücreyi oksitleyici radikallerden korur. Çinko ayrıca RNA ve DNA’yı sabit hale getirir ve DNA’nın iyi çalışmasını sağlar.

Prostat bezinin ve üreme organlarının iyi çalışması için yeteri kadar çinko alınması gerekir.
Çinko, bağışıklık sistemi dediğimiz vücut direncinin güçlenmesinde, yara iyileşmesinde, tat ve koku duyusunun oluşmasında, büyüme, gelişme ve gebelik döneminde faydalı etkileri olan bir mineraldir.
Çinkonun iştah üzerine olan etkileri de vardır ve bu konuda araştırmalar henüz sonuçlanmamıştır.
Sperm hareketinin artmasında çinkonun rolü vardır.
Çinko kuvvetli bir antioksidandır. Vücudumuzda bakır-çinko süperoksit dismutaz (CuZnSOD) isimli antioksidan bir enzimin yapısına girerek bağışıklık sistemini kuvvetlendirir.
Günlük çinko ihtiyaç 11 mg kadardır.

Çinko Hangi Gıdalarda Vardır?
Arpa, peynir, sığır eti, kepekli ekmek, tavuk, yumurta sarısı, süt ve süt ürünleri, balık, patates, ceviz, badem, tam tahıl, kuru fasulye, lahana, ayçekirdeği, karaciğer, kuzu eti ve tahıllarda çinko vardır. Kırmızı et ve tavuk eti gibi hayvansal gıdalarda bulunan çinko daha kolay emilir.
Diyete ilave olarak çinko ve demir alınacaksa, ikisinin farklı zamanlarda alınması gerekir.

Çinko Eksikliği:
Çinko eksikliğinde şu belirtiler oluşur:

·Büyümede gecikme
·Kıllarda dökülme ve saç dökülmesi (alopesi), saç renginde değişiklik
·İshal
·Ergenliğe girememe,
·Seksüel gelişim bozukluğu (hipogonadizm)
·Penis sertleşmesinde zorluk (empotans)
·Sperm sayısında azalma (oligospermi)
·Göz ve deri yaraları
·İştah kaybı
·Kilo kaybı
·Yaraların iyileşmesinde gecikme
·Ağız tadında bozukluk
·Bağışıklık sisteminde zayıflık ve kolay hastalanma
·Gece körlüğü
·Cilt hastalıkları


Çinko Eksikliği Nasıl Anlaşılır?

Çinko eksikliği için kanda çinko seviyesini ölçmek gerekir. Kanda 60 mikrogram/dl’den az ise çinko yetmezliği vardır. Yalnız kandaki çinko seviyesi dokulardaki çinko hakkında yeterli bilgi vermez. Dokularda çinko eksikliği olup olmadığını anlamak için eritrosit alkalen fosfataz veya serum süperoksit dismutaz aktivitesini ölçmek gerekir. Kanda alkalen fosfataz düzeyinin çok düşük olması da çinko yetmezliğini düşündürebilir.


Çinko Fazla Alımının Zararı?

Fazla alınan çinko kişilerde bulantı, kusma, ishal ve karın ağrısı yapar. Genellkle çinko bulaşmış içecekler ve gıdalarla bu çinko zehirlenmesi ortaya çıkar. Uzun süre çinko alanlarda bakır yetmezliği ortaya çıkabilir.

ÇİNKO ALMADAN ÖNCE MUTLAKA KANDA ÇİNKO DÜZEYİNE BAKILMALIDIR. EN İYİSİ BİR ENDOKRİN UZMANINA BAŞVURMAKTIR.