|
PROF DR METİN ÖZATA
Endokrinoloji veya kısa adıyla Endokrin ulkemizde yeterince
bilinmemektedir. Bu nedenle de özellikle guatr, tiroid, prolaktin, kemik
erimesi, tuylenme, polikistik over, şeker hastalığı, kolesterol yüksekliği ve
şişmanlık gibi endokrin uzmanını ilgilendiren önemli hastalığı olanlar başka
uzmanlara gitmektedir. Bu makalede endokrinoloji bilim dalinin ve endokrin
uzmanlarinin hangi hastaliklarin tedavisiyle ilgilendiği kısaca anlatılmıştır.
ENDOKRINOLOJI NEYLE UĞRAŞIR?
Endokrinoloji vücudumuzda salgılanan hormonlar, iç salgı
bezleri ve metabolizma hastalıklarının tanı ve tedavisiyle uğraşır.
İç Salgı bezleri denince veya endokrin sistem denince
hipotalamus, Pineal bez-melatonin, hipofiz, tiroid bezi, paratiroid bezi, böbrek
üstü bezi (Adrenal), over (yumurtalik) ve testis bezleri anlaşılır.Bu bezlerin
salgıladıkları hormonlar, bu bezlerde oluşan tümörler, ve bu bezlerden
salgilanan hormonlarin azlığı ve fazlalığı önemli hastalıklar yapar.
Endokrinoloji ayrica şeker hastalığı, obezite (şişmanlık), kan
yağları (kolesterol ve trigliserid), ürik asit yüksekliği, metabolik sendrom,
vitaminler, beslenme, diyet ve osteoporoz (kemik erimesi)gibi metabolik
hastaliklar tanı ve tedavisini yapar.
ENDOKRIN UZMANI NASIL OLUNUR?
Endokrin uzmanı olmak için 5 yıl süren dahiliye ihtisasından
sonra 3 yıl daha endokrin ihtisası yapılır. Endokrin Uzmani olmak için bir hekim
8 yıl asistanlık yapmak zorundadır.
HANGİ HASTALIKLAR ENDOKRIN UZMANINCA TEDAVI
EDILIR?
Endokrin uzmaninin tedavi ettiği hastaliklar şunlardır:
1) HİPOFIZ
A) Hipofiz Bezi
Hastaliklari
B) Boy Kısalığı ve Büyüme Hormon Eksikliği
C)
Hipofiz Bezi Yetmezliği (Hipopituitarizm)
D) Prolaktin Hormon Fazlalığı
(Prolaktinoma)
E) Büyüme Hormon Fazlalığı (Akromegali)
F)
Diyabetes İnsipidus (Şekersiz Şeker Hastalığı)
2) Paratiroid Bezi ve Hormonları
B)
Paratiroid Hormon Fazlalığı (Hiperparatiroidi)
C) Paratiroid Hormon
Azlığı (Hipoparatiroidi)
3) Böbreküstü Bezi (Adrenal Bez) ve
Hormonları
A) Böbreküstü Bezi Hastalıkları
B)
Kortizol Hormon Fazlalığı (Cushing Sendromu)
C) Kortizol Hormon Azlığı
(Addison Hastalığı)
D) Aldosteron Hormon Fazlalığı
(Aldosteronizm)
E) Adrenalin Hormon Fazla Salgısı (Feokromasitoma)
4)Testis ve Hormonları
A) Testis,
Hormonları ve Hastalıkları
B) Testosteron Eksikliği
(Hipogonadizm)
C) Erkekte Meme Büyümesi (Jinekomasti)
D)
Ereksiyon Problemi ve Empotans
E) testis ve penis küçüklüğü, sakal
çıkmaması
5) Over (Yumurtalık) ve Hormonları
A)
Yumurtalık (Over) Hormonları ve Bozuklukları
B) Kadınlarda Cinsel
Hormon Yetmezliği (Hipogonadizm)
C) Tüylenme (Hirsütizm)
D)
Polikistik Over Sendromu
E) Menopoz
6) Tiroid Bezi (Guatr) ve
Hormonları
A) Tiroid Bezi Ve Görevleri
B)
Guatr
C) Tiroid Bezinin Fazla Çalışması (Hipertiroidi, Zehirli
guatr))
D) Tiroid Bezinin Az Çalışması
(Hipotiroidi-Hashimoto)
E) Nodüler Guatr-nodül
F) Tiroid
kanserleri
G) Hashimoto Hastaliği
H)Tiroidit-tiroid bezi
iltihabı
6) Obezite , Beslenme, Diyet, Metabolik
Sendrom
7) Şeker Hastlalığı-Diyabet
8) Şeker Düşmesi-hipoglisemi
9) Kemik erimesi-Osteoporoz
10)Vitaminler,Mineraller
11) Ürik Asit, Kolesterol ve Trigliserit
yüksekliği
HORMONLAR VE GÖREVLERİ
Hormonlar vücut ağırlığı, metabolizma, iştah, büyüme, gelişme,
seks ve üreme faaliyetleri gibi birçok önemli olayı etkileyen yaşamsal öneme
sahip kimyasal maddelerdir. Vücudumuzdaki salgı bezlerinden salgılandığı gibi
diğer hücrelerden de salgılanan hormonlar genellikle kan yoluyla taşınarak etki
edeceği organlara ulaşır ve orada etkilerini gösterirler. Hücreler arası
iletişimi sağlayan hormonlar etkilerini gösterdikleri hücreye nasıl
davranacağını anlatır. Çok az miktarda salgılanmasına rağmen hormonlar vücutta
çok büyük görevler yapar.
Hormonlar vücudumuzun gelişme, metabolizma, büyüme, üreme,
seks, duygu durumu, adet görme, iştah, sindirim ve vücut ısısı gibi yaşamsal
faaliyetlerini ayarlar.
Boy kısalığı, şeker hastalığı, kilo alma, tansiyon yüksekliği,
tüylenme, kemik erimesi, adet bozukluğu, böbrek taşı, ereksiyon problemi,
kolesterol yüksekliği, depresyon, sinirlilik, kansızlık, yorgunluk ve halsizlik
gibi sık görülen hastalık ve belirtilerin temelinde hormon dengesizliği
vardır.
Hormonların Görevleri:
Hormonların başlıca görevleri 3 ana grupta ele alınabilir:
•
Büyüme ve farklılaşma
• Vücut dengesinin sağlanması
• Üreme
Çok sayıda hormon büyüme olayında etkilidir. Büyüme hormonu ve
tiroid hormonları bunların en önemlisidir.
Vücut dengesinin sağlanmasında ise birçok hormon görev
alır. Bu hormonlar ve görevleri şunlardır:
• Tiroid hormonları ® çoğu dokuda bazal metabolizmanın %25’ini
kontrol eder
• Kortizol ® kendisinin doğrudan etkilerinden başka birçok
hormonun etkisini de kolaylaştırır
• Paratiroid hormonu ® kalsiyum ve fosfor
dengesini sağlar
• Vazopressin ® vücut su dengesini sağlar
• Aldosteron ®
vücut sıvı miktarı ve serum elektrolitlerini (Na ve K) kontrol ederler
•
İnsülin ® açlık ve toklukta kan şekerinin normal olmasını sağlar
Kan şekeri düşünce vücudumuz buna hormonsal tepki vererek kan
şekerini artırmaya çalışır. Açlıkta ve kan şekerinin düştüğü durumlarda insülin
salınımı azalır. Buna bağlı olarak dokuların glukoz alımı azalırken karaciğerden
glukoz (şeker) üretimi artar.
Vücuttan su atılması esas olarak vazopressin isimli hormon
tarafından kontrol edilmekle beraber, kortizol ve tiroit hormonları da bu konuda
etkilidir.
Paratiroid hormonu ve D vitamini koordineli hareket ederek kan
kalsiyum dengesini sağlarlar. Paratiroid hormonu böbreklerde D vitamini
sentezini artırır. D vitamini ise bağırsaklardan kalsiyum emilimini artırır,
kemiklerde paratiroid hormonunun etkisini kuvvetlendirir. Kan kalsiyumunun
artması ise paratiroid hormon salgılanmasını azaltır..
Vücuttaki herhangi bir stres durumunda, stresin şiddeti, akut
(ani) veya kronik (devamlı-süregen) oluşuna göre, çok sayıda hormonu harekete
geçirir.
Travma veya şok gibi şiddetli ani streslerde sempatik sinir
sistemi aktive olarak katekolamin dediğimiz adrelanin ve noradrenalin isimli
hormonlar kanda artar, kalbin pompaladığı kan miktarı çoğalır, kan basıncı ve
glukoz (şeker) yapımı artar. Stres ACTH , büyüme hormonu ve kortizol hormon
yapımını artırır. Artan kortizol kan basıncının devamlılığını sağlar.
Hormonlar üreme işlevini de düzenler. Üreme işlevi cinsiyetin
belirlenmesi, cinsel gelişme, gebelik, süt verme, çocuk yetiştirme ve menopoz
gibi değişik aşamaları kapsar. Bu aşamaların her birinde çok sayıda hormon
birlikte ve düzen içinde çalışır.
Hormonların üremeyle ilgili koordineli etkilerinin tipik örneği
ortalama 28 günde bir yinelenen adet görme (menstruasyondur). Adet döneminin
erken (folliküler) evresinde FSH ve LH isimli hormonlar yumurtalıktaki
yumurtaların (folliküllerin) olgunlaşmasını uyarır. Bu durumda östrojen ve
progesteron hormonları giderek artar.
Gebelikte artan prolaktin memelerin süt salgılamaya hazır hale
gelmesini sağlar. Oksitosin isimli hormon ise memeden süt gelmesine
etkilidir.
Hormonların Yapıldığı Bezler:
Hormonlar hipotalamus, hipofiz, tiroid, pineal bez, pankreas,
sürrenal (böbreküstü) bezi, yumurtalık ve testislerde yapılır ve salgılanır.
Bundan başka beyinde, bağırsaklarda da hormon üretimi olmaktadır.
Hormon üretildiği hücreden etki edeceği dokuya (hedef dokuya)
taşınması gerekir.
Hormonların adlandırılması genellikle ilk bulundukları dokuya
veya major etkilerine göre yapılmıştır. Ancak, günümüzde aynı hormonun farklı
dokularda üretildiği bilinmektedir.
Hormonların Salgılanması ve Taşınması
Hormonlar salgı bezinden aktif halde veya daha az aktif halde
salınır. Aktif olmayanlar daha sonra aktif hale gelirler. Hormonlar bezlerden
kana salgılanır. Tiroid hormonu T4 hücrede etki etmesi için daha sonra T3
hormonuna dönüşür. Testosteron hormonu yine hücrede etkili olmak için daha sonra
dihidrotestosteron haline gelir.
Hormonlar kanda bazı proteinlere bağlanarak taşınır Çok azı ise
serbest halde bulunur. Seks hormonları SHBG proteinine bağlanır, tiroid
hormonları TBG proteinine bağlanır.
Reseptör Nedir?
Hormonların hücrede bağlandıkları yapıya ‘’reseptör’’ denir.
Hormonların biyolojik etkileri bu reseptörlere bağlandıktan sonra oluşur.
Reseptörleri kilit olarak düşünürseniz hormonlar bir anahtar olarak görev yapar
ve bu kiliti açarak hücrede etkilerini gösterirler.
Bütün reseptörlerin en azından 2 farklı fonksiyonel bölümü
vardır. Bunlardan biri hormonu tanıyan ve ona bağlanan “tanıma bölgesi”,
ikincisi ise uyarımı ileten “uyarı iletim bölgesi”dir. Reseptörün tanıma bölgesi
hormonla üç boyutlu bağlantı kurabilecek özel bir yapı gösterir. Hormon ile
reseptör bağlanma bölgesi arasındaki uyum bağlanmanın derecesini tayin eder.
Uyum ne kadar iyi ise hormon reseptör bağlanması ve dolayısıyla hormonun etki
oluşturması o oranda güçlü olacaktır. Hormonun reseptörüne bağlandıktan sonra
uyarı iletimi iki şekilde olabilir. Polipeptid ve protein yapılı hormonlar ile
katekolaminler hücre zarında yerleşmiş reseptörlere bağlanırlar. Bu bağlanma
sonrası meydana gelen uyarı hücre içi sistemlere iletilir. Steroid hormonlar
(kortizol, aldosteron gibi), tiroid hormonları ve diğer bazı hormonlar ise hücre
içi reseptörlere bağlanarak etki gösterirler.
Hormonlar Birbiriyle Etkileşir Mi?
Hormonlar birbirleriyle etkileşim içindedir. Vücudun dengesi bu
etkileşim sayesinde sağlanır. Günlük yaşamımızda biz yerken, istirahat ederken
ve çalışırken bazı hormonlar artarken diğerleri azalır. Bir hormonun kandaki
seviyesi vücudun durumuna göre değişiklik gösterir.
Hormonlar Nasıl Ölçülür?
Hormonlar kandan ölçülebildiği gibi idrardan veya tükrük
salgısından da ölçülebilir. Ancak sadece hormon ölçülmesiyle hormon hastalıkları
bazı durumlarda anlaşılamaz ve bu nedenle bazı testler yapmak gerekebilir. Bu
testlerle biz uyarma veya baskılama testleri adı veriyoruz.
Hormonlar ve Bağışıklık Sistemi
Hormonlar bağışıklık sistemi (immün sistem) üzerinde de
etkilidir. Özellikle kortizon ve seks hormonları bağışıklık sistemine etki
ederler. Bazı bağışıklık sistemi hücreleri ACTH, prolaktin gibi hormonlar
üretebilir. Bağışıklık sisteminin ürettiği bazı maddeler de hormon salınımını
etkiler. Otoimmün hastalıklar dediğimiz bir hastalık grubu bağışıklık
sistemindeki bozukluk sonucu ortaya çıkar ve salgı bezlerini tahrip eder ve
hormon hastalıkları oluşur. Bunlara örnek Tip 1 şeker hastalığı, Hashimoto
hastalığı, Graves hastalığı (tiroid bezi aşırı çalışması) ve Addison (böbreküstü
bezi yetersizliği) hastalığıdır.
Hormonlar ve Sinir Sistemi
Sinir hücreleri arasındaki iletişimi nörotransmitter denen
hormon yapısındaki maddeler sağlar. Bu nörotransmitter denen hormonlar
adrenalin, noradrenalin gibi etkileri vardır. Beyindeki sinir hücreleri de
hormon salgılar. Örneğin hipotalamusdan salgılanan TRH hormonu beynin diğer
kısımlarında da salgılanır. Bu nedenle sinir sistemi de hormon salgılamaktadır.
Bazı psikiatrik hastalıklarda beyinde salgılanan hormonlarda bozukluk vardır.
Hormon Hastalıkları Oluş Mekanizması
Hormon hastalıkları temelde 3 mekanizmayla meydana gelir
1. Hormon yapım fazlalığı
2. Hormon yapım azlığı
3.
Hormon direnci durumları
Hormon yapım fazlalığı bir hormonun aşırı salgılanmasıdır.
Bunun nedeni sıklıkla bezlerde oluşan adenom adını verdiğimiz tümör dokuları,
bağışıklık sistem boızuklukları ve iltihabi nedenlerle oluşur
Hormon azlığı ise bezin harabiyeti veya bezin ameliyatla
alınması sonucu hormon yapacak bez kalmaması, bağışıklık sistemi tarafından
bezin harabiyeti, hormon yapımında kullanılan maddelerin gıdalarla az alınması
gibi nedenlerle olur.
Hormon direnci ise hormonun hücrede etki edememesidir.
Hormonların Ritmik Salınımı ve Vücut Saati
Vücuttaki hormonların salgılanması uyku-uyanma olayından
etkilendiği gibi suprakiasmatik nukleus denen bir çekirdekten de etkilenir.
Vücut farklı hormonlara farklı zamanlarda ihtiyaç duyar. Bunun ayarlanması
hipotalamusta bulunan suprakiasmatik nukleus tarafından sağlanır. Bu saat vücuda
sinyaller göndererek hormonların üretimini sağlar.
|