DIABET
DIABET
PROF DR METİN ÖZATA
DİABET VE GEBELİK
Doğan bebek 4 Kg dan fazlaysa ve hamilelikte fazla
kilo alınıyorsa bu durum annede gizli şeker -diabet hastalığı varlığının bir
işareti olabilir.
İri bebek doğuran kadınlarda ileride şeker hastalığı
riski fazladır. Bu nedenle belirli aralıklarla açlık ve tokluk şekeri,
HbA1c veya şeker yükleme testi yaptırmalıdırlar.
GEBE KALMADAN ÖNCE ŞEKER ÖLÇÜMÜ YAPTIRIN
Gebe kalmadan 6 ay önce açlık ve tokluk kan şekeri
ölçtürün. Açlık kan şekeri 90 ve altında, tokluk kan şekeri 2. saatte
120 mg/dl nin altında olmalıdır.
KİLOLU İSENİZ HAMİLELİĞİN İLK AYI ŞEKER TESTLERİ YAPTIRIN
Kilosu fazla olan anne adayları hamileliğin ilk ayında açlık ve tokluk şekerlerini yaptırmalıdır.
HAMİLELİĞİN İLK AYI TİROİD HORMONLARINI ÖLÇTÜRÜN
Gebeliğin ilk ayında TSH serbest T4 ve serbest T3 ve
anti-TPO testlerini yaptırmakta çok önemlidir. Böylece tiroid
yetmezliği erken saptanır.
KİLONUZ NORMALSE GEBELİĞİN 24. HAFTASI MUTLAKA ŞEKER TESTİ YAPTIRINIZ
Gebelik diyabeti kadında hiçbir belirti
yapmadığından bütün gebeler mutlaka taranmalıdır. 50 gram şekerle
yapılan tarama testi gebeliğin 24-28.haftasında yapılar. Günün herhangi
bir saatinde 50 gram glukoz içilir ve bir saat sonra kan şekerine
bakılır. 140mg/dl ve fazla ise şeker hastalığı riski vardır ve bu
kişilerde 100 gr lık şeker yükleme testi yapılır. 140mg/dl nin altında
çıkarsa şeker yok demektir.
Gebe bir kadında açlık kan şekeri 126 mg/dl’den
fazla veya rastgele ölçülen kan şekeri 200 mg/dl’den fazla ise
muhtemelen gebelik öncesi de şeker hastalığı vardır denebilir.
Gebelikte şeker hastalığı -diabet çıkan kadınlarda kan
şekeri genellikle 24.haftada çıktığından çocuklarda anormallik olmaz.
Çocuklarda anormallik ancak ilk 3 ayda kan şekeri yüksek ise olabilir.
Ancak gebelik öncesi şeker hastalığı varsa bu kadınlarda kan şekeri
kontrolü büyük önem taşır.
Gebelikte oluşan şeker hastalığının riski çocuğun
iri doğmasıdır. Anneden gelen kan şekeri fazla olunca bebeğin pankreası
fazla insülin yapar ve bu da yağ oluşumunu artırarak babeğin iri
olmasına neden olur.
Eğer bebek iriyse sezeryan yapmak gerekebilir.
Bebekte doğumdan sonra kan şeker düşüklüğü olabilir. O nedenle bebeğin
kan şekerini ölçmek gerekir. Ayrıca bu bebeklerde kan kalsiyum ve
magnezyum seviyesi düşük olabileceğinden kontrolü gerekir. Bu nedenle
kan şekerinin iyi kontrol edilmesi gerekir. Kan şekeri 60-120mg/l
arasında tutulmalı ve evinizde kan şeker ölçümlerini sık sık
yapmalısınız.
Açlık, tokluk 1.saat ve tokluk 2.saat kan şekerleri
ölçülmeli, ayrıca akşam yemek öncesi ve gece 22.30 da kan şekeri
ölçülmelidir. Açlık kan şekeri < 95 mg/dl, tokluk 1. saat kan şekeri
< 140 mg/dl, tokluk 2. saat kan şekeri < 120 mg/dl olmalıdır.
GEBELİKTE ŞEKERİ YÜKSEK ÇIKMA İHTİMALİ OLAN KADINLAR KİMLER?
Gebelikle şeker hastalığına yakalanma riski olan kadınlar şunlardır:
1.Ailesinde şeker hastalığı olanlar.
2.Şişman veya kilolu kadınlar
3.Önceki doğumda iri bebek (>4 Kg) doğuranlar
4.Düşük yapanlarda
5.Gebe kaldığında yaşı 25’den büyük olanlar
6.Önceki gebeliğinde şekeri yükselenler
7.İdrarda şeker çıkanlar
8.Kanında çinko, selenyum, antioksidan vitamin düşüklüğü olan kadınlar
Yukarıda sayılan özellikler varsa gebeliğin ilk
ayında şeker yükleme testi yapılmalıdır. Bu testte şeker hastalığı
çıkmaz ise gebeliğin 20-24üncü haftasında tekrar şeker yükleme testi
yapılmalıdır
100 GRAM GLUKOZLA YAPILAN YÜKLEME TESTİ
100 gram glukozla yapılan şeker yükleme testinde;
Açlık kan şekeri 95mg/dl
1.saat kan şekeri 180mg/dl
2.saat kan şekeri 155mg/dl
3.saat kan şekeri 140mg/dl
İki veya fazla değer (ölçüm) bu rakamlardan fazla ise gebelik şeker hastalığı vardır.
GEBEDE ŞEKER YÜKSELİRSE BESLENME VE EGZERSİZ
Egzersiz gebe diyabetlide büyük önem taşır. Gebe
kadınların haftanın 4-5 günü yürüyüş yapmaları gerekir. Yürüyüş dışında
aerobik egzersizler de her gün 45 dakika yapılmalıdır. Egzersiz kan
şekerini düşürür.
Beslenmede sebze, tam tahıllar, kuru baklagiller,
posalı gıdalar tercih edilmelidir. Zeytinyağı yenmeli, tam buğday
ekmeği , yağsız yoğurt ve yağsız süt tüketilmelidir. Margarin
yenmemelidir. Gebelikte karbonhidrat alımı sınırlanmalı ve
karbonhidratlar total kalorinin % 40’ından az olmalıdır. Bunu
diyetisyeniniz ayarlayacaktır.
Tansiyon ölçümü ve takibi de önem taşır. Büyük tansiyon 14’ü , küçük tansiyon 9’u geçerse ENDOKRİN doktorunuza başvurunuz.
DOĞUM SONRASI
Annenin beslenmesi gebelikte olduğu gibi devam eder.
Doğum olduğu gün ve ertesi günler kan şekeri ölçümü yapılmalıdır. Eğer
doğum sonrası şeker normal ise doğumdan 1-2 ay sonra yine kan şekeri
ölçümü yapılmalıdır. Gebeliğinde şekeri yükselen tüm kadınlarda daha
sonraki yıllarda şeker hastalığı gelişme riski yüksektir. Bu nedenle bu
kadınların düzenli egzersiz yapması ve kilo vermesi yanında sağlıklı
beslenmeleri gerekir. Ayrıca 6 ayda bir açlık ve tokluk kan şekeri
ölçmekte fayda vardır. Daha sonra tekrar hamile kalacaklarsa şeker
hastalığı gelişme riski fazla olduğundan önceden endokrinoloji
doktoruna başvurmaları gerekir.
GECE TERLEMELERİ
GECE TERLEMELERİ
Gece uykuda iken oluşan gece terlemeleri sıklıkla
karşılaşılan bir durum. Havanın sıcak olması ve üzerimizde kalın
giysiler olması gece terlemeye neden olabilir. Ancak bazı hastalık
durumlarında da uykudayken gece terlemeleri olabilir.
Gece terlemesi yapan hastalık nedenleri şunlardır:
1.Menopoz: menopozdaki kadınlarda gece terlemeleri sık olur. Menopoza girmeden önceki dönemde de bu durum ortaya çıkabilir.
2.Nedeni Bilinmeyen Terlemeler: Bazı kişilerde tüm
araştırmalara rağmen gece terlemelerinin nedeni ortaya konamaz. Buna
idiyopatik terleme denir.
3.Bazı Enfeksiyonlar veAteşli Hastalıklar Terleme
yapar. Tüberküloz (verem) gece terlemesi yapar. Ayrıca kalp zarı
iltihapı (endokardit), kemik iltihapbı (osteomyelit), vücutta bununan
abseler ve iltihaplar da gece terleme yapar.
4.Bazı Kanserler Gece Terlemesi yapar: Lenfoma gibi. Terleme ve izah edilmeyen kilo kaybı, lenf bezi büyümeleri olabilir.
5.Bazı İlaçlar Terleme yapar: Psikolojik
hastalaıkların tedavisinde kullanılan ilaçlar (Antidepressan ilaçlar) ,
aspirin, novaljin, niasin, tamoksifen (meme kanseri ilacı) , hidralazin
(tansiyon ilacı), viagra, kortizon ilaçları terleme yapabilir
6.Şeker Düşüklüğü yani Hipoglisemi gece terleme yapar
7.Zehirli Guatr yani hipertiroidi gece terlemesi yapar
8.Feokromasitoma ve karsinoid tümör hastalarında da gece terlemesi olabilir.
9.Uyku Apnesi
10.Şeker Hastalığı gece terleme yapar.
11.Ürik Asit yüksekliği terleme yapar
12.Alkol çok alanlarda terleme olur
13.Bazı nörolojik hastalıklar, inme, felç durumunda terleme olabilir.
GECE TERLEMESİ VE DÜŞÜK ŞEKER
Yemekten sonra şekerin fazla düşmesine reaktif
hipoglisemi denir. Gün içinde acıkma atakları oluyor ve şekerli
gıdalara saldırıyorsanız; öğleden sonraları baş ağrısı varsa; uykudan
birkaç saat sonra gece yarısı uyanıyor ve zor uyuyabiliyorsanız; kötü
rüyalar görüyor ve devamlı bir yorgunluk varsa; öğleden sonra canınız
şeker veya kahve içmeyi çok istiyorsa; baş dönmeleri varsa; yemek
yiyinceye kadar halsizlik ve yemek gecikince kendinizi bitkin
hissediyorsanız; halsizliğiniz yemek yiyince düzeliyorsa; yemek
gecikince ellerde titreme ve çarpıntı oluyorsa; çok duygusalsanız,
çabuk sinirleniyor ve kontrolünüzü kaybediyorsanız; yemek önceleri çok
huzursuzsanız; yemeklerden sonra uyku basıyor ve gün boyu
uyukluyorsanız, bu belirtiler kahvaltı öncesi de oluyorsa, kan
şekerinizde düşüklük olabilir. Bunun başlıca nedeni de dengesiz
beslenme, fazla karbonhidratlı, nişastalı gıdalar ve şeker yeme, stres
ve aşırı kafein alımı (kahve, çay, kola) veya ailenizde şeker hastalığı
olmasıdır. Açlık kan şekeri, tokluk kan şekeri, açlık insülin
düzeylerine bakılır. Bir Endokrin Uzmanına başvurulur.
DİYABET VE GECE TERLEMESİ
İnsülin veya hap kullanan şeker hastalarında
geceleri kan şekerinin düşmesi nedeniyle terleme olabilir. Bazen ilaç
kullanılmasa da diyabet hastalarında terleme olabilir. Kan şekeri
ölçümü yapılmalıdır.
ZEHİRLİ GUATR VE GECE TERLEMESİ
Tiroid bezi aşırı hormon salgılayan hastalarda yani
zehirli guatr da (hipertiroidi-Graves Hastalığı) geceleri terleme
olabilir. Elleriniz titriyor, ağzınız kuruyor ve çok yemek yemenize
rağmen kilo veriyorsanız yada çabuk sinirleniyor ve çevrenize bağırıp
çağırıyorsanız sizde tiroid bezi fazla çalışıyor olabilir. Teşhis için
TSh, T3 ve T4 hormonları ölçülür.
OBEZİTE UYKU APNESI VE TERLEME
Aşırı kilolu kişilerde gece oluşan uyku apnesi (uykuda nefes durması) terlemeye neden olur.
KAYNAKLAR
1. http://www.drdiyabet.com
2. http://www.sekerhastaligi.biz
3. http://www.gidiyet.com
4. http://www.endokrin.org
UYKU BASMASI VE UYUKLAMA GUATR VE ŞEKER HABERCİSİ OLABİLİR
UYKU BASMASI VE UYUKLAMA GUATR VE ŞEKER (DİABET) HABERCİSİ
Gündüzleri oluşan uyuklamalar ve uyku basmaları
guatr hastalıkları ve kandaki şeker değişiklikleri nedeniyle olabilir.
Eğer gün içinde uyuklamalarınız var ve uyku basması oluşuyorsa mutlaka
bir ENDOKRİN UZMANINA başvurarak guatr ve şeker tetkiklerinizi
yaptırınız.
UYKU BASMASI VE UYUKLAMA YAPAN TİROİD HASTALIKLARI
1. Hipotiroidi (tiroid yetmezliği)
2. Hashimoto Hastalığı
UYKU BASMASI VE UYUKLAMA YAPAN ŞEKER BOZUKLUKLARI
1. Şeker Hastalığı (diabet)
2. Hipoglisemi (reaktif hipoglisemi) veya şeker düşüklüğü
UYKU BASMASI UYUKLAMA YAPAN HİPOTİROİDİ
Tiroid bezinin az çalışmasına ve bu nedenle tiroid
hormonlarını az üretmesine ve sonuçta kanımızda tiroid hormonlarının
(T3 ve T4) düşük olması durumuna tiroid yetmezliği veya tıp dilinde hipotiroidi
denir. Tiroid hormon yetersizliği sonucu vücudumuzun tüm metabolik
olaylarında yaygın yavaşlama vardır ve bu nedenle vücudun dengesi alt
üst olur. Vücuttaki bu bozuklukların yanı sıra ruhsal çöküntü,
unutkanlık, hareketlerde yavaşlama ve uykusuzluk görülür. Hamilelik
döneminde tedavi edilmeyen tiroid yetmezliği bebeklerde zeka geriliğine
neden olabilmektedir.
Hipotiroidizm, toplumda % 4.6 oranında bulunur.
Bunun çoğunluğunu başlangıç halindeki veya hafif derecedeki tiroid bezi
yetmezliği (sadece TSH yüksek fakat T3 ve T4 normal olması) oluşturur.
Tiroid yetmezliği tiroid fazla çalışmasından daha çok görülür ve
nodüllerden sonra en sık görülen tiroid hastalığıdır.
Tiroid yetmezliği kadınlarda daha sık görülür ve yaşın artmasıyla sıklığı çok artar.
Bebek ve çocuklarda büyüme ve gelişmede belirgin
gecikmeye, erişkinlerde ise vücut metabolizmasında yavaşlamaya neden
olan tiroid yetmezliği tedavi edilmediği durumda kalp ve damar
hastalıklarına neden olabilmektedir.
Tiroid bezi yetmezliğine ait şikayetler hastalığın
şiddetine göre değişir. Bazen hiçbir şikayet yok iken bazı hastalarda
çok şiddetli belirti ve şikayetler ortaya çıkar. Bazı belirtiler
özellikle yaşlı kişilerde yaşlılığa bağlanır ve hastalık akla gelmez
ise atlanır. Tiroid bezi az çalışan ve tiroid hormonları kanda azalan
bir kişide şu belirtiler olabilir:
- Kolay yorulma, yorgunluk, bitkinlik, enerji azlığı (yaygın)
- Hatırlamada zorluk, unutkanlık, yavaş düşünme, konsantre olamama
- Hareketlerde yavaşlık
- Sabahleyin uyanmada zorluk, daha çok uyku isteği, gün içinde uyuklama
- Üşüme veya kendini soğuk hissetme
- Terlemenin azalması
- Kuru, soğuk, kalın ve kaşınan bir deri
- Sarı veya portakal renginde bir deri
- Kuru, kaba ve kolay kırılan tırnaklar
- Saç dökülmesi, saçlarda azalma, kaşlarda dökülme
- İştah kaybı
- Kilo alma ve kiloyu verememe
- Horlama başlaması
- Kas krampları ve eklemlerde ağrı oluşması
- Kaslarda iğne batması hissi veya karıncalanma
- Kabızlık olmaya başlaması
- Göz etrafının ve göz altının şişmesi
- El, ayak ve eklemlerde şişlik
- Karpal tünel sendromu denilen el bileğinde sinir sıkışması ve ağrı
- Adet kanamalarının daha fazla miktarda olması, adetlerde kramp olması ve adet öncesi dönemin kötü geçmesi
- Bazı kadınlarda adet sıklığının azalması veya adetlerin kesilmesi
- Depresyon gelişmesi ve hiçbir şeyle ilgilenmeme
- Sesin kalınlaşması ve ses kısıklığı
- İşitmede azalma oluşması
- Guatr oluşması (Hashimoto hastalarında olur)
- Tiroid bezinin küçülmesi (tiroid bezi iltihaplarına veya Hashimotonun son evresine bağlı olarak)
- Kalp hızının ve nabız sayısının azalması
- Kan kolesterol düzeyinde artma
- Gebe kalamama (kısırlık)
- Libido (Cinsel istek) azlığı ve empotans
- Reflekslerin yavaş olması
- Kekemelik
UYKU BASMASI YAPAN HASHİMOTO HASTALIĞI NEDİR?
Hashimoto tipi tiroid bezi iltihabı veya tıptaki adıyla ‘’Hashimoto tiroiditi’’ bağışıklık sisteminin bir bozukluğu sonucu ortaya çıkar. Nedeni tam olarak bilinmemektedir. 1912 yılında Japon bilim adamı Akira Hashimoto
tarafından tanımlandığı için bu ad verilmiştir. Hashimoto tipi tiroid
bezi iltihabı en fazla tiroid bezi yetmezliği yapan hastalıktır. Diğer
bir deyimle tiroid bezi yetmezliğinin en önemli nedeni Hashimoto tipi
tiroid bezi iltihabıdır.
Bu hastalık otoimmün hastalıklar dediğimiz
hastalıklardan birisidir. Otoimmün hastalıklarda vücut kendi dokusunu
yabancı doku olarak algılayıp onu yok etmek ister ve vücut içinde bir
savaş oluşur. Hashimoto tiroiditinde de vücut tiroid bezini yok etmek
ister. Vücudumuz tiroid bezini yok etmek için çok miktarda anti-TPO
antikoru ve anti-tiroglobulin antikoru üretir. Bu antikorlar tiroid
bezine bağlanarak tiroid hücrelerini harap ederler. Bu arada tiroid
bezine birçok iltihap hücresi birikir. İltihap sonucu tiroid hücreleri
tahrip olarak azalınca da bez küçülür ve hormon yapacak hücre kalmaz ve
sonunda tiroid hormon yetmezliği ortaya çıkar. Bu hastalarda yıllar
içinde tiroid bezi gittikçe küçülür. Başlangıçta ufak bir guatr ve
kanda anti-TPO antikor yüksekliği varken TSH, T3 ve T4 hormonları
normaldir. Daha sonra zaman içinde hastalık ilerledikçe önce başlangıç
halinde tiroid yetmezliği (sadece TSH yüksek, fakat T3 ve T4 normal)
sonra tam tiroid yetmezliği (TSH yüksek, T3 ve T4 hormonları düşük)
gelişir.
Hashimoto hastalığı başlangıcında tiroid bezinde
büyüme yani guatr vardır; daha sonra tiroid bezi yavaş yavaş devam eden
harabiyet nedeniyle yıllar içinde küçülerek sanki yok olur.
UYKU BASMASI YAPAN REAKTİF HİPOGLİSEMİ NEDİR?
Yemek sonraları kan şekeri düşüklüğü, yaşamı çok
kötü etkileyen, enerjiyi düşüren, halsizlik, yorgunluk ve baş dönmesi
yapan, iş verimini düşüren ve sizi kızgın, öfkeli, sabırsız bir hale
getiren bir durumdur. Çok sık olmasına rağmen üzerinde pek durulmayan
önemli bir hastalıktır. Kilo veremeyen kişilerin çoğunda reaktif
hipoglisemi vardır.
Gün içinde acıkma atakları oluyor ve şekerli
gıdalara saldırıyorsanız; öğleden sonraları baş ağrısı varsa; uykudan
birkaç saat sonra gece yarısı uyanıyor ve zor uyuyabiliyorsanız; kötü
rüyalar görüyor ve devamlı bir yorgunluk varsa; öğleden sonra canınız
şeker veya kahve içmeyi çok istiyorsa; baş dönmeleri varsa; yemek
yiyinceye kadar halsizlik ve yemek gecikince kendinizi bitkin
hissediyorsanız; halsizliğiniz yemek yiyince düzeliyorsa; yemek
gecikince ellerde titreme ve çarpıntı oluyorsa; çok duygusalsanız,
çabuk sinirleniyor ve kontrolünüzü kaybediyorsanız; yemek önceleri çok
huzursuzsanız; yemeklerden sonra uyku basıyor ve gün boyu
uyukluyorsanız, bu belirtiler kahvaltı öncesi de oluyorsa, kan
şekerinizde düşüklük olabilir. Bunun başlıca nedeni de dengesiz
beslenme, fazla karbonhidratlı, nişastalı gıdalar ve şeker yeme, stres
ve aşırı kafein alımı (kahve, çay, kola) veya ailenizde şeker hastalığı
olmasıdır.
UYKU BASMASI VE ŞEKER HASTALIĞI
Vücudumuz kendisi için gerekli olan enerjiyi
yediğimiz gıdalardan elde eder. Yemek yedikten sonra gıdalar
bağırsaklarda parçalanarak ufak şeker parçalarına dönüşür ve daha sonra
bağırsaktan emilerek kan akımı yoluyla vücudumuza dağılır. Enerji
sağlanması için kan şekerinin özellikle kas, karaciğer, yağ ve beyin
gibi dokular olmak üzere tüm organların hücrelerine girmesi gerekir.
Kanda bulunan şekerin hücrelere girmesi pankreas bezinden salgılanan
insülin hormonu sayesinde olur. İnsülin hormonu kanda yoksa veya olduğu
halde hücrelerce emilemiyor ve etki gösteremiyorsa kandaki şeker
hücreye giremediğinden birikir ve şekeriniz yükselmeye başlar. İşte kan
şekerinin sabah aç karna yapılan ölçümde 126 mg/dl yi geçmesi durumuna
şeker hastalığı diyoruz. Kanda şekeri 180 mg/dl’yi geçince idrarla
atılmaya başlar, yani idrarırınızda şeker çıkar. şeker hastalarında kan
şekeri çok yükseldiğinde uyku basması olabilir
İSHAL VE DİYABET
İshal Diyabet hastalarında sık görülen bir durumdur.
Diyabet hastasında ishal ve kabızlık olması eğer gıda veya diğer
nedenlerle (bakteri, parazit veya bağırsak hastalığı) değilse çoğu
zaman sinir hasarı nedeniyle oluşur.
SİNİR HASARI NEDİR?
Şeker hastalarının bir kısmında sinirlerde hasar
oluşur. Bu hasar nedeniyle bacaklarda uyuşma, hissizlik ve karıncalanma
olabilir.
Sinir hasarı, kan şekeri yüksek seyreden, tansiyonu
yüksek, kan kolesterol ve trigliseriti yüksek kişiler ile sigara
içenlerde daha çok görülür.
Sinirlerdeki bu hasar diğer organlarda da bozukluk yapabilir. Bu bozukluklar aşağıda verilmiştir:
1.Ayağa kalkınca baş dönmesi olması.
2.Egzersiz yapınca kalp hızının artmaması
3.Kalp hızının fazla olması
4.İshal ve kabızlık
5.Yutmada zorluk
6.Gaz ve bulantı
7.İdrar kaçırma
8.Vajinada kuruluk
9.Empotans
10.Gövde ve yüzde aşırı terleme
11.Kol ve bacak cildinde kuruluk
12.Gece görmede zorluk.
13.Kalp ağrısının hissedilmemesi. Bu nedenle şeker hastaları kalp krizini fark edemez.
Sinir Hasarının Belirtileri:
Ayaklarda ağrı oluşur ve bu ağrı geceleri ağırlaşır,
yürümeyle artar ve zaman zaman oluşur. Ağrı genellikle derinden gelen
bir sızlama olarak tarif edildiği gibi bıçak saplanması ya da yanma
tarzında bir ağrı da oluşabilir.
Ağrı, hastalar tarafından sıklıkla “yanma, uyuşma,
sızlama veya karıncalanma şeklinde tarif edilir. Geceleri hasta yorgun
ya da stresli iken arttığı vurgulanır. Bu nedenle ayağını soğuk suya
sokan hastalar vardır.
Bazen özellikle ayak tabanında gece alevlenen yanma
ağrısı vardır (sıcak kum üzerinde yürümek gibi). Giysi ve ayakkabıların
temasından rahatsızlık duymak tipik bir özelliğidir.
Uzun süren nöropatide ufak kaslarda erime-atrofi olabilir. Sinir hasarına bağlı olarak cilt kuruluğu sık görülür.
Teşhis için EMG yapılabilir.
Tedavi:
Sinir hasarının tedavisinde kan şekerinin
ayarlanması ilk önceliği alır. Daha sonra trisiklik antidepresan
ilaçlar, antikonvülzan ilaçlar veya alfa lipoik asit gibi ilaçlar
endokrinoloji ve nöroloji uzmanının kontrolünde kullanılabilir. B1
vitamini, capsaicin kremleri ve ağrıyı gidermek için akupunktur
uygulanabilir.
Sinir hasarına Bağlı Mide-Bağırsak Problemleri
Şeker hastalarının %25’inde tıptaki ismi gastroparezi olan mide felçi gelişebilir. Bu hastalarda midenin boşalması gecikmiştir ve şu sıkıntı veya şikayetler olabilir:
Bulantı
Kusma
Erken doyma
Karında şişkinlik ve ağrı
İştahsızlık
Bulantı sabahları olabilir ve birlikte geğirme
bulunabilir. Midenin boşalmasındaki gecikme gıdaların emiliminde
bozukluğa ve kan şekerinde oynamalara neden olabilmektedir. Bu sıkıntı
ve şikayetler mide veya oniki barsak ülseri, gastrit gibi hastalıklarda
da olabileceğinden bir gastroenteroloji uzmanına başvurmak faydalı olur.
İshal ve kabızlık şikayetleri de şeker hastalarında sıklıkla oluşabilir.
Komplikasyonlar Nasıl Önlenebilir?
1.Kan şekerini normale yakın tutarak.
2.LDL Kolesterolü 100 mg/dl’nin altına indirerek.
3.Fazla kilo varsa zayıflayarak veya normal kiloya gelerek
4.Tansiyonu normale getirerek ( büyük tansiyon 13 veya altında olmalı, küçük tansiyon 8 veya altında olmalı)
5.HbA1c değerini %6 civarında tutarak, HbA1c’nin bir sayı azalması küçük damar komplikasyonlarını %37 azaltır.
6.Homosistein düzeyi yüksek ise düşürerek
7.Serbest radikallere karşı antioksidan sebze ve
meyve yemek, yenemiyorsa antioksidan vitaminler (E vitamini, C vitamini
gibi) almalı. E vitaminin günde 400 üniteden fazla alınması zararlıd
8.Ayaklarınızın bakımını yapınız.
9.Sigarayı bırakın, sigara insülin direncini arttırır, kan şekerini yükseltir ve kalp hastalığı riskiniz artar.
10.Hergün yürüyüş yapın, hergün 30 dakika yürümek şekere çok faydalıdır.
11.Doğru beslenin
12.Kontrollere gününde gidin
13.Aşıları yaptırın
14.Psikolojik olarak iyi olun
15.İlaçları düzenli kullanın
16.Eğitim alın ve öğrenin.
İSHAL VARSA NE YAPMALI?
Bol su içmeli
Yoğurt yemeli
çay içilebilir
maden suyu içilebilir
Lopermid gibi bazı ilaçlar kullanılabilir.
YENMEYECEKLER
sütlü ve yağlı yiyecekler
ŞU DURUMDA HEMEN DOKTORA BAŞVURUNUZ
İshal 3 gündür kesilmediyse
ishalle beraber kan varsa
Ateşiniz varsa
Karnınızda veya anuste ağrı varsa
İshal katran renginde siyah ise
ishal fazla ve aşırı halsizlik varsa ve su içemiyorsanız
|
|
PATATES KIZARTMASI VE ZARARLARI: PATATES KIZARTMASI ŞİŞMANLIK VE DAMAR SERTLİĞİ YAPIYOR
PATATES KIZARTMASI VE ZARARLARI
Sıklıkla tüketilen patates kızartması ve patates
jipsi içinde yüksek oranda bulunan akrilamid maddesi nedeniyle uzun
süre tüketilirse damar sertliği, iltihabı hastalıklar, şişmanlık ve
kansere neden olabiliyor. Patates kızartması ve diğer kızartmalarda
pişme derecesi 120 C yi geçince akrilamid denen zararlı madde oluşmaya
başlıyor. Bu nedenle akrilamid maddesinin bu gıdalarda kontrol edilmesi
ve uzun süre tüketilmemesi sağlık açısından önemli.
Yapılan çalışmalarda gıdalarda bulunan akrilamid oranları (mikrogram/Kg) şöyle:
kek 430
Bisküvi, kraker 2000
Tahıllar 1345
Çikolata 15
Kahve 30
Cips 1100
Fındık 150
Fıstık 140
Patates kızartması 3600
Ayçiçeği 66
Ekmek (kabuk kısmı)50
(Kaynak: Alper Karagöz, TEV Preventive Medicine Bulletin, 2009, 8 (2): 187)
Patates cipsi yiyen annelerin Anne sütünde akrilamid
saptanmıştır. Bu nedenle gebe ve emziren anneler patates cipsi ve
kızatması yememelidir.
PATATES VE KİLO
patates nişastalı bir gıda olduğu için kalorisi
fazladır ve obeziteye neden olur. Ayrıca damar sertliğini artırdığı,
kan şekerini yükselttiği ve acıkma atakları yaptığı saptanmıştır.
DENGELİ BESLENME NEDİR?
Vücudumuzun ihtiyacı olan çeşitli besin maddelerinin
gereken miktarlarda ve uygun zamanlarda tüketilmesi, vücutta uygun
biçimde kullanılmasına YETERLİ VE DENGELİ BESLENME diğer bir deyişle
SAĞLIKLI BESLENME denir.
Günlük Gıda Alımının Karbonhidrat, Protein ve Yağ Oranı Ne olmalıdır?
Bir gün boyunca yediğimiz gıdaların
%50-55’i karbonhidratlardan,
%20-30’unun yağlardan
%15-20’sini proteinlerden karşılamalıyız.
Günlük alınması gereken besin gruplarının ağırlık miktarı ise şöyledir:
150 gram karbonhidrat,
50 gram yağ,
70 gram protein,
4-5 gram tuz,
belirli miktarlarda vitamin ve minerallerle birlikte
en az 2 litre su tüketmelidir.
Gıda Çeşitlerinin Vücutta Verdiği kalori Miktarı:
Bir gram karbonhidrat 4-5 kalori,
Bir gram yağ 9 kalori,
Bir gram protein 4 kalori
Bir gram alkol 7 kalori verir.
Besin Grupları
Besin maddeleri içerdikleri besin maddelerinin benzer özelliklerine dayanılarak beş ana gruba ayrılmıştır:
Grup I: Et grubu (et, balık, tavuk, yumurta, kuru baklagiller, peynir ve çeşitleri)
Grup II: Süt grubu (süt , yoğurt, kefir)
Grup III: Sebze ve meyve grubu (meyve ve sebzeler)
Grup IV: Tahıl ve Ekmek grubu (ekmek, makarna, bulgur, pirinç, çorbalar, un ve unlu yiyecekler)
Grup V : Yağlar, şeker, salça sos ve baharatlar ( Sıvı yağlar )
Günlük beslenmemizde, değişik besin gruplarının bir
arada, yeterli miktarlarda alınması, yeterli ve dengeli beslenme
açısından son derece önemlidir.
1. GRUP: Et, Yumurta, Peynir,Tavuk, Kurubaklagil Grubu
(et, balık, tavuk, yumurta, kuru baklagiller, peynir ve çeşitleri)
Bu gruptaki besin maddeleri başta proteinler olmak üzere B vitaminleri, demir ve çinkodan zengindir.
Kırmızı etler kaliteli protein, demir ve çinko
kaynağıdır, ancak içerdiği doymuş yağın olumsuz etkileri vardır.
Kırmızı etlerin yağları atılmalı ve haftada en az 100-120 gr. kırmızı
kaliteli et yenmelidir.
Beyaz et (tavuk, hindi, balık) daha ekonomik ve sağlıklıdır.
Yumurta, kaliteli bir protein ve demir kaynağıdır. Et yemeyenlerin yumurta yemesi uygundur.
Kuru baklagiller et ve yumurta kadar kaliteli
protein içermez, ancak tahıllarla karıştırma işlemi bu olumsuzluğu
ortadan kaldırır.
Bu gruba giren besinlerden günde 3-4 porsiyon tüketilmelidir. Balık haftada en az 2-3 kez yenmelidir.
Bu grupta bir porsiyon şunlara eşittir:
3 orta boy köfte veya buna eşit et, balık, tavuk (100 gram) = 4-5 kaşık kurubaklagil yemeği = 100 gr.orta yağlı beyaz peynir
Buradan çıkan bilgi şudur: et yiyemeyen bir kişi
protein ihtiyacını 3 yumurta veya 100gr. beyaz peynir yiyerek alabilir.
Böylece protein ihtiyacınızı karşılarsınız.
2. GRUP: Süt ve süt ürünleri (Peynir hariç)
(süt, yoğurt, kefir)
Bu grup süt ve sütten yapılan besin maddelerini
içerir (peynir bu gruba dahil değildir). Süt ve ürünleri iyi bir
protein ve karbonhidrat kaynağıdır. Süt yağsız veya az yağlı olarak
içilmelidir. Bu grup besinler günde 2-3 porsiyon tüketilmelidir.
Sağlıklı bir beslenme için süt, yoğurt, kefir ve diğer süt ürünleri
yağsız olarak tüketilmelidir. Özellikle yoğurt zayıflama diyetlerinde
mutlaka olmalıdır. Süt içemiyorsanız yoğurt yiyiniz. Bir bardak süt
yerine bir bardak yoğurt yiyiniz.
Bu grupta bir porsiyon:
1 su bardağı süt = 1 su bardağı yoğurt = 1 su
bardağı kefir Bir günde en az 2 bardak süt içmek veya 2 bardak yoğurt
yemek gerekmektedir.
3. GRUP : Sebze ve Meyveler
Meyve ve sebzeler vitamin ve antioksidan (vücuttaki
zararlı maddeleri yok eden) maddeler yönünden zengindirler. Posa
oranları yüksek ve su içerikleri fazladır. Posa miktarı fazla olan
gıdalarla beslenmek şeker hastalığı ve kalp hastalığından koruduğu gibi
safra kesesinde taş oluşumunu önler. Ayrıca posalı yiyecekler, tokluk
hissinin oluşmasında, kan şekerinin düşürülmesinde, kan yağlarının
kontrol altına alınmasında, kabızlığın ve hatta kanserin önlenmesinde
çok önemli rol oynarlar.
Sebze ve meyveler mevsiminde ve taze yenildiklerinde ekonomik, lezzetli ve besleyicidirler.
Sebze ve meyveler tarım ilaçlarının bulaşmış olma riski nedeniyle iyice yıkandıktan sonra yenmelidir.
Sera ürünleri yerine doğal şekilde yetiştirilmiş olanlar tercih edilmelidir.
Meyve ve sebzeler günde 5-6 porsiyon tüketilmelidir. Bu tüketim oranını ancak % 16 kişinin yaptığı saptanmıştır.
Dünya Sağlık Teşkilatı ( WHO) tarafından 26 ülkede
yapılan araştırmada meyve ve sebze tüketiminin yeterli olmadığı, 100
kişiden ancak 16’sının günde 5-6 porsiyon meyve ve sebze yediği
saptanmıştır. Yine bu araştırmada çocuklar ve yaşlıların orta yaştaki
insanlara göre daha az meyve ve sebze yediği ortaya konmuştur. Kalp,
damar hastalığı, tansiyon ve kanser gibi kronik hastalıklardan daha iyi
korunmak için günde 9 porsiyona kadar sebze ve meyve yemeyi artırmak
gerekir. Bazı kişiler bunu yanlışlıkla 9 tabak meyve olarak
anlayabilir. Bir porsiyon meyve demek 1 orta boy elma veya portakal
demektir. Bu nedenle günde 7-9 porsiyon sebze ve meyve yemek pek zor
değildir.
Sebze ve meyvelerden renkli olanları daha fazla
yemeye çalışmalıyız.. Sebzeler taze olarak tüketilmeye çalışılmalı,
tazesi yoksa konserve yerine dondurulmuş olanları yenmelidir.
Antioksidan vitamin ilacı yerine doğal sebze ve meyvelerle beslenmeye
çalışmak daha faydalıdır.
Domatesi pişirerek yemek içindeki likopen isimli faydalı maddeden daha fazla faydalanmamızı sağlar.
Sebze ve meyve fazla yemenin faydaları:
·Kanserlerden korur
·Tansiyonu düşürür (tansiyonu yüksek olanlar sebze ve meyve yemelidir)
·Kalp krizini önler
·Kabızlığı önler
·Kataraktı önler
·Yaşlılıkta gözde oluşan ve görmeyi azaltan makula dejeneransı isimli hastalığı önler
·Kolesterolü düşürür
·Kan şekerini ayarlar (içindeki posa ve mağnezyum sayesinde)
·Kemik erimesini önler
·Alzheimer hastalığı denen yaşlılıkta görülen bir beyin hastalığından korur
Sebzeler için bir porsiyon:
Bir tabak salata= bir adet domates veya salatalık= 4-5 adet biber=Bir küçük havuç=3-4 yemek kaşığı sebze yemeği
Meyveler için bir porsiyon:
1 orta boy elma, portakal, armut veya şeftali = 1 su
bardağı kadar çilek, vişne, kiraz, üzüm= bir adet kivi= Bir adet taze
incir= 4-6 adet kayısı veya erik.=yarım ayva veya muz
4. GRUP. Tahıl, Tahıl Ürünleri ve Ekmek
Bu grup besin maddeleri un ve undan yapılan tüm
gıdalar, pirinç, makarna, bulgur ve mısır gibi besinlerdir. Tahıllar,
karbonhidratlar yönünden zengindir. Tahılların kepekli olanlarında ve
bulgurda B, E vitaminleri ve posa çoktur. Bu gruba olan ihtiyaç yapılan
işe göre değişmektedir. Tahıl grubundan günde 5-10 porsiyon
tüketilmelidir.
Sağlıklı bir beslenme için beyaz ekmek yerine tam
buğday ekmeği, çavdar ekmeği veya kepekli ekmek, beyaz pirinç yerine
kahverengi pirinç, beyaz undan yapılmış makarna yerine tam buğday
makarnası veya kepekli, ıspanaklı veya domatesli makarna, pirinç pilavı
yerine bulgur pilavı daha çok tercih edilmelidir.
Dördüncü grup besin maddeleri için 1 porsiyon:
1 dilim ekmek = 2 kaşık pilav = 2-3adet sigara böreği (fırında) = 1 kase mercimek çorbası,
5. GRUP: Yağlar, şeker, salça-sos ve baharatlar
Ceviz ve badem bu grupta yer alır ve her gün 3-4
tane ceviz veya badem yenmeye çalışılmalıdır. Bunlar bol posa
içerirler. Bu grubu, yiyeceklerimizde lezzet vermek için kullanırız.
Günlük yağ ihtiyacımızın yarısı yiyeceklerin bileşiminden zaten alınır,
diğer yarısı için de yemeklerin pişirilmesi sırasında kullanılan 2-4
yemek kaşığı sıvı yağ bizler için yeterlidir. Şeker, vücuda yalnızca
kalori sağlar. Fazla şeker yemek dengesiz beslenmeye neden olur. Şeker
ihtiyacımızı, 6 öğün yemek yiyerek, meyvelerimizi zamanında ve miktarı
kadar tüketerek ve suyumuzu yeteri kadar içerek giderebiliriz.
Günlük beslenmede yağ miktarını azaltmak için öneriler:
·Yiyecekleri ızgarada, fırında, buharda veya mikrodalga fırında pişirin; yağda kızarmış yiyeceklerden uzak durun.
·Sebze ve etleri hazırlarken, yağlı soslar, tereyağı ya da margarin yerine çeşitli otlar ve baharatlar kullanın.
·Tam yağlı süt yerine düşük yağlı ya da yağı alınmış sütü tercih edin.
·Çiğ krema ya da mayonez yerine düşük yağlı veya yağsız yoğurt kullanın.
·Yumurtalı yemek yaparken, yumurtanın sarısını sınırlı miktarda kullanın.
·Fırında pişirdiğiniz yiyeceklerde yumurtanın sadece beyazını kullanın (1 yumurta yerine sarısı atılmış 2 yumurta).
·Yağsız eti tercih edin ve yemeği hazırlarken etin üzerinde görebildiğiniz yağları sıyırıp atın.
·Kümes hayvanlarının etlerini pişirirken derisini soyun.
·Et veya kıyma koyduğunuz yemeklere ayrıca yağ koymayın
|
|
|
|
| |
|
|
|
|